SOSYAL GÜVENLİK KAVRAMI
İnsan tabiatı gereği yaşamı boyunca ve yaşamını etkileyen olaylarla mecburen hep iç içe olmuştur. Yaşamayı sağlayan şartların bütünü, insanların ihtiyaç duyduğu güvende olma ve yaşam kalitesini iyileştirme durumu toplumları ve insan hayatını etkilemektedir. Günden güne gelişen dünyanın teknoloji ve ekonomi alanındaki gelişmeleri ile sosyal alandaki ilerlemeler birbiri ile paralellik göstermektedir. Bu çerçevede Sosyal Güvenlik kavramı ; vazgeçilmez nitelikte ve evrensel bir yapıya bürünmüş, insan yaşamını risk altına alan olaylara karşı güvence arayışının neticesidir.
SOSYAL GÜVENLİĞİN AMAÇLARI
Sosyal güvenlik sistemi, Toplumdaki fertlerin ihtiyaçlarını karşılamayı amaç edinir. Bu sistem minimum olarak toplumun yaşam kalitesini belirlemektedir. Muhtaçlık düzeyi toplumdan topluma değişiklik gösterir ve her toplum için ayrı bir düzeydedir. İnsan hayatı boyunca risk faktörleri ile savaşmada kendi olanakları ve çabası söz konusudur. Günümüzde, sosyal güvenlik sistemlerinin amaçlarını ülkelerin refah düzeyleri ve dünyadaki hızlı gelişmeler etkilemekte ve belirlemektedir. sosyal güvenliğin amacı: Mesleki, fizyolojik ve iktisadi alandaki sosyal risk faktörleri nedeniyle, bireylerin gelir düzeyinde azalma veya yok olma durumu söz konusu olduğunda, bireylerin iş gücünü, beden ve ruh sağlığını devam ettirebilecek yardımlarıtoplumsal olarak yeniden tesis etmektir.
SOSYAL GÜVENLİĞİN ARAÇLARI
Toplumun refah düzeyinin belirlenmesinde önemli role sahiptir. Bu özelliğinden ötürü Sosyal güvenlik bir amaçtır. Sosyal Güvenliği topluma ulaşmasındaki araçları ise sigortalar, yapılan yardımlar ve sosyal hizmetlerdir. Sosyal sigortalar, yardım görecek olanın maddi katkıları ile işlerken, yapılacak yardımlar ve götürülecek hizmetler ilgili kişinin herhangi bir katkısı olmaksızın yada devletin sosyal politikaları gereği bütçeden yada hizmet adına kurulan dernek ve kuruluşlardan gönüllülük esasına dayalı olarak sağlanır. Bu açıdan sosyal sigortalar “primli” olarak kabul edilmekte, sosyal hizmetler ve sosyal yardımlar ise “primsiz” sosyal güvenlik sistemlerindendir.
Sosyal Yardımlar ve sosyal hizmetler ise insanların kendi bünye ve çevre şartlarından doğan veya kontrolleri dışında oluşan maddi ve manevi sosyal yoksunluklarının giderilmesi ve ihtiyaçlarının karşılanmasında, insanların kendilerine daha yeterli hale gelmelerinde ve başkalarına bağımlı olma hallerinin önlenmesinde, aile ilişkilerinin güçlenmesinde, birey, aile, grup ve toplumların sosyal işlevlerini başarıyla yerine getirmelerinde yardımcı olmak; insanların yaşam standartlarının iyileştirilmesi ve yükseltilmesini sağlamak amacıyla gerçekleştirilen koruyucu-önleyici, iyileştirici-rehabilite edici, değiştirici-geliştirici nitelikteki sistemli ve düzenli faaliyet ve programlar bütünüdür.
SPORDA SOSYAL GÜVENLİK
Sporcular sosyal güvenlik mevzuatı açısından temelde amatör ve profesyonel olmak üzere ikiye ayrılırlar.
Profesyonel spor 22/04/2022 tarihine kadar 3289 sayılı Gençlik ve Spor Hizmetleri Kanunu ile düzenlenmekteydi. 22/04/2022 tarihinde yürürlüğe giren 7405 sayılı Spor Kulüpleri ve Spor Federasyonları Kanunun 58. maddesi ile 3289 sayılı kanundaki bazı maddeler yürürlükten kalkmıştır. 3289 sayılı kanuna göre Türkiyedeki tek profesyonel spor dalı futboldur.
3289 sayılı Gençlik ve Spor Hizmetleri Kanununun Federasyon Teşkili ve Profesyonel Dalların Tespiti başlıklı 18. maddesi aynen şöyledir: «Bir veya daha fazla spor dalı, teknik ve idari bakımdan birer federasyona bağlanır. Amatör federasyonların adedi ile profesyonel dallar, Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından tespit olunur. Amatör ve profesyonel futbol faaliyetleri Türkiye Futbol Federasyonuna bağlı iki ayrı kurul tarafından yürütülür.» Futbol dışında kalan tüm spor dalları ise hukuken amatör spor dalı olarak kabul edilmektedir.
7405 sayılı Spor Kulüpleri ve Spor Federasyonları Kanunun 45. maddesi ise şöyledir: Spor dallarının tespiti MADDE 45- (1) Spor dalları Bakanlık tarafından belirlenir ve teknik ve idari bakımdan spor federasyonlarına bağlanır (2) Bir spor dalının profesyonel olarak belirlenmesine, ilgili spor federasyonunun görüşü alınarak Bakanlık tarafından karar verilir.
Profesyonel Sporcular
Profesyonel spor dalı ve profesyonel sporcu kavramlarını da birbirine karıştırmamak gerekmektedir. Profesyonel sporcular, kulüplerinden maddi bir menfaat elde etmek daha doğru bir ifadeyle ücret almak suretiyle sporu bir meslek olarak yapan kişilerdir. Yani profesyonel sporcular, iktisadi yönden iş olarak nitelendirilen bir faaliyet gerçekleştirmekte ve bu faaliyetleri karşılığında kulüplerinden belli bir ücret almaktadırlar.
Profesyonel sporcu, belli bir ücret karşılığında spor yaparken belirli veya belirsiz bir süreyle kulübünün hizmetinde çalışma yükümlülüğü altına girmektedir. Kulübüne olan bu hiyerarşik bağlılığı sebebiyle profesyonel sporcu, spor yaptığı sırada kulübün talimatına bağlı olmakta ve kulüp tarafından özel hayatı da dahil olmak üzere sürekli olarak denetlenmektedir. Bütün bunların yanında profesyonel sporcu kulübüne sadakat ve itaatle yükümlü olduğu gibi kulüp de sporcunun sağlığını korumakla yükümlüdür.
Sporcular kendi içerisinde temel olarak ikiye ayrılmakta ve buna göre Profesyonel sporcular, yaptığı sportif faaliyet sonucu bir gelir elde ederken amatör sporcular ise gelir elde etmemektedir. Ancak Türkiye’de hukuken profesyonellik sadece futbolda olduğu için gelir elde etse de basketbol, voleybol, güreş, hentbol, boks gibi brançlardaki sporculara da doktrinde yari profesyonel sporcu denmekte olup bu sporcular sosyal güvenlik mevzuatı açısından amatör sporcu kategorisine koyulmaktadır.
Türk sporunda sadece futbol 1951 yılında Futbol Profesyonellik Talimatnamesi’yle profesyonel olarak kabul edilen tek spor dalıdır. Türkiye’de profesyonellik hukuken sadece futbolda olduğu için diğer spor dallarındaki sporcular profesyonel sporcular gibi gelir elde etseler de hukuki olarak profesyonellikten söz etmek mümkün değildir.
Profesyonel futbolcular, Profesyonel Futbolcuların Statüsü ve Transferi Talimatı’nın 3. maddesinde; “Bir kulüple yazılı sözleşme yapmış olan ve kendisine futbol faaliyetleri kapsamında yaptığı harcamalardan daha fazla miktarda ödeme yapılan futbolcular” olarak tanımlanmaktadır.
Amatör Sporcular
Amatör sporcuların gelirlerini yaptığı spor karşılığı değil de başka faaliyetler karşılığı elde eden kimseler olup sporu sadece zevk, boş zamanlarının değerlendirilmesi veya hobi şeklinde yapan sporculardır. Türkiye’de futbol haricinde tüm branşlar amatör olarak kabul edilmektedir. Sporu kazanç sağlama amacıyla yapan basketbol, voleybol, güreş, boks gibi spor dallarında faaliyet gösteren sporcuların amatörlüğü tartışılmaktadır.
nayasanın 58. maddesinde sporcular ile ilgili şu hüküm mevcuttur: GENÇLİĞİN KORUNMASI Madde 58 – Devlet, istiklal ve Cumhuriyetimizin emanet edildiği gençlerin müsbet ilmin ışığında, Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda ve Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü ortadan kaldırmayı amaç edinen görüşlere karşı yetişme ve gelişmelerini sağlayıcı tedbirleri alır. Devlet, gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden, suçluluk, kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan ve cehaletten korumak için gerekli tedbirleri alır.
Anayasanın 59. maddesinde sporcular ile ilgili şu hüküm mevcuttur: SPORUN GELİŞTİRİLMESİ VE TAHKİM Madde 59 – Devlet, her yaştaki Türk vatandaşlarının beden ve ruh sağlığını geliştirecek tedbirleri alır, sporun kitlelere yayılmasını teşvik eder. Devlet başarılı sporcuyu korur. Spor federasyonlarının spor faaliyetlerinin yönetimine ve disiplinine ilişkin kararlarına karşı ancak zorunlu tahkim yoluna başvurulabilir. Tahkim kurulu kararları kesin olup bu kararlara karşı hiçbir yargı merciine başvurulamaz.
4857 sayılı İş Kanununun 4. maddesi de şöyledir: Madde 4 – Aşağıda belirtilen işlerde ve iş ilişkilerinde bu Kanun hükümleri uygulanmaz; ….. g) Sporcular hakkında, ….. Bu düzenleme gereği sporcular hakkında 4857 sayılı İş Kanunun hükümleri değil Borçlar Kanunun hizmet sözleşmesine dair hükümleri uygulama alanı bulacaktır.
5510 Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 4. maddesi ise şöyledir: «SİGORTALI SAYILANLAR MADDE 4- Bu Kanunun kısa ve uzun vadeli sigorta kolları uygulaması bakımından; a) Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar, …….»
PROFESYONEL SPORCULAR İÇİN SOSYAL GÜVENLİK HÜKÜMLERİ
İş kazalarıyla meslek hastalıkları, hastalık, analık, malullük, yaşlılık ve ölüm hallerinde kanunda belirtilen şartlarla sağlanacak sosyal sigorta yardımlarını düzenleyen 5510 sayılı Kanunu’nun 4/a bendinde “bir hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanların kanuna göre sigortalı sayılacağı” ve kanunun sigortalı sayılmayanları düzenlediği 5’inci maddesinde ise profesyonel futbolcular yer almadığından bu durumda profesyonel sporcuları Kanun gereğince sigortalı niteliğini haiz olacakları açıktır.
PROFESYONEL SPORCULAR İÇİN SOSYAL GÜVENLİK HÜKÜMLERİ
Profesyonel sporcular 5510 sayılı Kanunun 4/a maddesi kapsamında “hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar” 4/a sigortalısı olarak sayılmaktadır. Bununla birlikte, spor kulüplerinde çalışan menajer, teknik direktör ve antrenörler sigortalı sayılmaktadır. Buna rağmen, amatör sporcuların sosyal güvenlik hakkı ise ilgilendikleri spor faaliyeti ile ilgili işçi işveren ilişkisi olmadığından dolayı sigortalı sayılmamaktadırlar.
PROFESYONEL SPORCULAR İÇİN SOSYAL GÜVENLİK HÜKÜMLERİ
Profesyonel sporcuların prime esas kazançları, aldıkları ücretler 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 80 inci maddesine göre hesaplanmaktadır. Profesyonel spor kulüpleri, sporcularını sigortalı olarak Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirmek zorundadırlar. Sporculara ödenen ücretler, aylık sigorta primi üzerinden olmasına karşın, daha düşük miktarda bildirim yapılması halinde Sosyal Güvenlik Kurumu’nun yapacağı denetimlerde bu durumun tespit edilmesi halinde, kulüpler ceza ödemek zorunda kalacaktır. Profesyonel sporcular, son sigortasız olarak çalıştığı kulüpten ayrıldığı yılın sonundan itibaren beş yıl içerisinde hizmet tespit davası açma hakkına sahiptirler.
Türk Gençliğinin beden ve ruh sağlığını en üst düzeyde tutmak ve Türk Sporunun kalkınmasına katkıda bulunmak amacıyla Gençlik ve Spor Bakanlığı’na bağlı ve bağımsız federasyonlar ile Türkiye Futbol Federasyonunda lisanslı olup herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşunun sağlık yardımından yararlanamayan amatör sporculara, Bakanlığımıza bağlı sağlık hizmet sunucularından sağlık hizmeti satın alınması konusunda hazırlanan protokol 10/04/2013 tarihinde imzalanmıştır.
AMATÖR SPORCULAR İÇİN SOSYAL GÜVENLİK HÜKÜMLERİ
Protokol hükümleri uyarınca Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğüne bağlı federasyonlardan lisanslı ve herhangi bir sosyal güvencesi bulunmayan amatör sporcular, Spor Bakanlığına bağlı sağlık hizmet sunucularına, protokol ekinde yer alan (Ek-1) sporcu sevk formu düzenlenerek (varsa) Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü tabiplerince, kurum tabibi bulunmaması halinde Gençlik ve Spor İl veya İlçe Müdürlüklerince sevk edileceklerdir. Acil hallerde sağlık hizmet sunucularına yapılacak başvurularda herhangi bir sevk işlemi ve belge aranmaksızın sporcunun muayene ve tedavisi derhal sağlanacak ve sevk işlemleri usulüne uygun olarak bilahare tamamlattırılacaktır.
AMATÖR SPORCULAR İÇİN SOSYAL GÜVENLİK HÜKÜMLERİ
Sporcunun mağduriyetine ve acil sağlık hizmetlerinde aksaklık ve sorunlara sebebiyet verilmemesi için acil vakalara ilişkin müracaatlarda, öngörülen bu hususlara titizlikle riayet edilecek aksine yapılacak uygulamalardan ilgili kurum amirleri doğrudan sorumlu tutulacaklardır. Protokol kapsamındaki sporculara ayakta ve yatarak verilecek sağlık hizmetlerine ilişkin giderler müracaat tarihinde yürürlükte bulunan Sağlık Uygulama Talimatı usul ve esasları ile fiyat tarifeleri üzerinden ücretlendirilerek ilgili Gençlik ve Spor İl veya İlçe Müdürlüğü’ne fatura edilecektir. Fatura bedelleri ilgili sağlık hizmet sunucusunun göstereceği hesaba en geç bir ay içerisinde ödenecektir
AMATÖR SPORCULAR İÇİN SOSYAL GÜVENLİK HÜKÜMLERİ
Türkiye Amatör Spor Kulüpleri Konfederasyonunun Tüzüğünün 17. maddesinin (l) bendinde şu hükme yer verilmiştir:
l) Yönetim Kurulu, lisanslı faal amatör sporcuların, yönetici ve antrenörlerin, Konfederasyon ve üye federasyonların organlarında görev yapanların ve Konfederasyonda ücretli çalışanların ölümleri halinde eş ve çocuklarına, yoksa ailelerine, varsa bakmakla yükümlü olduklarına, sakatlık ve hastalık hallerinde kendilerine, Yönetim Kurulu’nun belirleyeceği esas ve usullerle her türlü yardımı yapabilir. Bu alanda sandık veya vakıf kurabilir.
AMATÖR SPORCULAR İÇİN SOSYAL GÜVENLİK HÜKÜMLERİ
08.10.1997 tarihi öncesi amatör sporcuların sosyal güvenliği ile ilgili net olarak bir hüküm yokken, esasları 08.10.1997 tarih 763658 sayılı genel yazı ve eki protokol ile ortaya konan uygulama ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Spordan Sorumlu Devlet Bakanlığı arasında imzalanan protokol gereğince, Demekler Kanunu’na göre kumlan ve amatör sporculardan oluşan demek, birlik, federasyon veya başka kuruluşların bağlı bulundukları Gençlik ve Spor il Müdürlükleri aracılığı ile Sosyal Sigortalar Kurumu’na başvurmaları durumunda, iç kazaları ve meslek hastalıkları, hastalık, analık, malullük yaşlılık ve ölüm sigorta kollarından birine, birkaçına veya tümüne tabi tutulmak üzere topluluk sigortası sözleşmesi imzalamak suretiyle amatör sporculara da sosyal güvenlik hakki getirilmiştir.
AMATÖR SPORCULAR İÇİN SOSYAL GÜVENLİK HÜKÜMLERİ
Söz konusu topluluk sigortası uygulaması ile amatör sporcular ilk ve açık bir şekilde olarak sosyal güvenceye kavuşmuşlardır. Bir başka ifade ile bu protokol amatör sporcuların sosyal güvenliği için bir milattır denebilir.
Amatör sporculara tanınan topluluk sigortası uygulaması isteğe bağlıdır. Giriş koşulları ise; başka bir sosyal güvenceye sahip olmamak, topluluk sigortası sözleşmesi yapmak, talep etmek ve en az 2 kişi olarak istekte bulunmaktır. 5510 sayılı Kanun ile 506 sayılı kanunun 86. maddesi yürürlükten kalktığından ötürü amatör sporcuların durumunda 5510 sayılı Kanun döneminde de hukuken boşluk oluşmuştur.
AMATÖR SPORCULAR İÇİN SOSYAL GÜVENLİK HÜKÜMLERİ
5510 sayılı Kanun’un 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmesi ile 506 sayıl Kanunun 86. maddesi yürürlükten kaldırılmış bu tarihten itibaren topluluk sigortası uygulaması sona ermiştir. Bununla birlikte 5510 sayılı Kanun’un geçici 6. maddesinin 5. fıkrasında bu Kanunun yürürlük tarihi itibarıyla 506 sayılı Kanunun mülga 86. maddesine göre, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları bakımından topluluk sigortasına devam edenlerin bu kanunun 4. maddesi kapsamında durumlarının değerlendirilerek, durumlarına uyan bent kapsamında sigortalı sayılacakları bunların kendileri veya işverenleri tarafından verilmesi gereken belgelerin en geç 3 ay içinde Kuruma verilmesinin zorunlu olduğu öngörülmüştür.
Ancak, amatör sporcuların çalışmaları hizmet akdine dayanmadığından, bunların 5510 sayılı Kanunun 4.maddesinin 1. fıkrasının (a), (b) veya (c) bendine göre sigortalı sayılmalarına imkan bulunmamaktadır. Topluluk sigortasından yararlanan amatör sporcular , Kanunun 50. maddesinde belirtilen koşulları taşımaları Kurumdan yazılı olarak talepte bulunmaları kaydıyla 01.10.2008 tarihinden itibaren isteğe bağlı sigortaya devam edebilecekleridir. Bunun yanında, öncesinde topluluk sigortasına dahil olup olmamasına bakılmadan tüm amatör sporcular isteğe bağlı sigortaya istemeleri dahilinde girebilir ve sosyal güvenliğe bu şekilde dahil olabilirler. Günümüz itibariyle, amatör bir sporcunun sosyal güvenliğe tam olarak dahil olabilmesinin tek yolu isteğe bağlı sigortalılıktan geçmektedir. Ancak, bu sigortalılık sporcuların adı üstünde isteğine bağlı olarak gerçekleşmektedir.
ŞEREF AYLIĞI
Sporcu Şeref Aylığı, 5774 sayılı Başarılı Sporculara Aylık Bağlanması ile Devlet Sporcusu Unvanı Verilmesi Hakkında Kanun’un 3 üncü maddesinde açıklanmıştır. 24 Haziran 2008 tarihinde kabul edilen 5774 sayılı Başarılı Sporculara Aylık Bağlanması ile Devlet Sporcusu Unvanı Verilmesi Hakkında Kanun ile başarılı sporculara verilen aylığın adı sporcu şeref aylığı olarak tanımlanmıştır.
5774 sayılı Kanun’un 2’nci maddesine göre, “müsabakaların yapıldığı dönem itibariyle Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) tarafından olimpik, paralimpik ve defolimpik spor dalları içinde kabul edilmiş spor dallarının büyükler kategorisinde; olimpiyat oyunlarında, Dünya veya Avrupa şampiyonalarında ferdi ya da takım sporlarında takım halinde birinci, ikinci ve üçüncü olan amatör sporcular ile bunların ölümü halinde bakmakla yükümlü oldukları eş ve çocuklarını ve takım halinde olimpiyat veya dünya şampiyonu olmuş amatör sporcuların milli takım teknik direktör ve antrenörlerini kapsar” denilmektedir.
5774 sayılı Kanunun 3. maddesinde aylık bağlanma şartları açıklanmış olup 4. maddesinde ise sporcunun ölümü halinde ailesine aylık bağlanma şartları açıklanmıştır. İlgili kanundan sporcular da yararlanabilmekte olup amatör sporcuların da yararlanabileceği açıktır. Amatör sporcular kanun kapsamında unutulmamış olup küçük de olsa bir gelişme olmuştur.
SONUÇ
4857 sayılı İş Kanunu’nun 4 üncü maddesine göre sporcular İş Kanununa tabi değillerdir.. İş Kanunu hükümlerine göre kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin hakkı talep edilememektedir. Türkiye’de Sporda Sosyal Güvenliğe yönelik yapılan değerlendirme ve çalışmalara bakıldığında, temel yaklaşımların olduğu görülmektedir. Sosyal güvenlik açısından sporcuları amatör ve profesyonel olarak ikiye ayırmak gerekmektedir.
4857 sayılı İş Kanunu kapsamında yer almasalar da profesyonel sporcuların sosyal güvenlik hakları vardır. Profesyonel sporcular 5510 sayılı Kanunun 4/a maddesi kapsamında “hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar” 4/a sigortalısı olarak sayılmaktadır. Bununla birlikte, spor kulüplerinde çalışan menajer, teknik direktör ve antrenörler sigortalı sayılmaktadır. Buna rağmen, amatör sporcuların sosyal güvenlik hakkı ise, ilgilendikleri spor faaliyeti ile ilgili işçi işveren ilişkisi olmadığından dolayı sigortalı sayılmamaktadırlar .
Profesyonel spor kulüpleri, sporcularını sigortalı olarak Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirmek zorundadırlar. Sporculara ödenen ücretler, aylık sigorta primi üzerinden olmasına karşın, daha düşük miktarda bildirim yapılması halinde Sosyal Güvenlik Kurumu’nun yapacağı denetimlerde bu durumun tespit edilmesi halinde, kulüpler ceza ödemek zorunda kalacaktır.