I. GİRİŞ
Taşınmazlara ilişkin sözleşmeler devletlerin egemenlik gücüne ilişkin olmasından ötürü genel olarak tüm milletlerarası özel hukuk sistemlerinde taşınmazın bulunduğu yer hukukuna tabi tutulmuştur. Türk hukukunda milletlerarası özel hukuka ilişkin hükümler 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’da düzenlenmiştir. Türk milletlerarası özel hukuk sisteminde MÖHUK m. 25’e göre taşınmazlara ilişkin sözleşmeler taşınmazın bulunduğu yer hukukuna tabi tutulmuştur. MÖHUK md. 25 incelendiğinde taşınmazlara ilişkin sözleşmeler taşınmazın aynına ilişkin ve taşınmazın kullanılmasına ilişkin sözleşmeler olmak üzere 2’ye ayrılmaktadır. Çalışmamızda MÖHUK m. 25 milletlerarası usul hukuku yönünden incelenecektir.
II. TÜRK MAHKEMELERİNİN MİLLETLERARASI YETKİ SİSTEMİ
Türk hukukunda mahkemelerin yetkisinin -milletlerarası yetki dahil- kanunla belirleneceği Anayasa madde 37 ve Anayasa madde 142’de açıkça belirtilmiştir. Anayasanın 142. Maddesinde mahkemelerin kuruluşunun kanunla olacağı görev yetki ve işleyişlerinin de kanunla düzenleneceği öngörülmüştür. Ayrıca hiç kimsenin kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamayacağı ve buna ilişkin olağanüstü merciler kurulamayacağı da öngörülmüştür. [1]
Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi ise yine kanunlarda düzenlenmektedir ancak uygulamada milletlerarası yetki kavramı ile yargı yetkisi kavramı birbirlerine karıştırılmaktadır. Bilindiği üzere devletler kendi ülkelerindeki egemenliklerinin bir görünümü olarak yargılama hakkına sahiptirler. Bu yetkinin kaynağı ve sınırları da milletlerarası genel hukuktur. Milletlerarası yetki kavramı ise milletlerarası özel hukuk kavramı olup Türk mahkemelerinin yargı yetkisinin bulunması sonrasında yabancılık unsuru söz konusu olması durumunda uyuşmazlığın hangi Türk mahkemesinde görüleceğinin tespiti ile ilgili bir kavramdır. Türk mahkemelerinin yetkisi milletlerarası özel hukuk hükümlerine göre tespit edilecektir.[2] Yargı yetkisi dava şartlarından olup Türk mahkemeleri yargı yetkilerinin bulunmadığı bir davayı esas bakımından inceleyip karara bağlayamazlar. Bu halde davanın dava şartı yokluğundan reddi gerekmektedir. [3]
Türk mahkemelerinin yetkisini belirlemede devlet egemenlik gücüne dayanarak kural olarak sınırsız bir yetkiye sahiptir. Ancak uluslararası hukuktan kaynaklanan sınırlamalar ve diplomatik nezaket gereği birtakım kısıtlamalar söz konusu olabilmektedir. Devletler egemenlik gücünü kullanarak milletlerarası özel hukuk kurallarını belirlerken bir takım bağlama noktaları ile kendi mahkemelerini yetkili kılmaktadırlar. Türk hukukunda bunlar kısaca tarif etmek gerekirse yerleşim yeri, mutad meskeni, sözleşmenin ifa edileceği yer, taşınmazın bulunduğu yer gibi irtibat noktaları belirlenmiştir. [4]
Kanun koyucu Türk hukukunda milletlerarası yetkiye ilişkin hükümleri 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunda düzenlemiş olup uyuşmazlıkların esasına uygulanacak hukuku ve uyuşmazlıkta uygulanacak birtakım usulleri düzenlemiştir. MÖHUK madde 40’a göre Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini iç hukukun yer itibariyle yetki kuralları tayin edecektir. Bu maddeye göre milletlerarası yetki iç hukukun yer itibariyle yetki kurallarından çıkarılacaktır. [5]
MÖHUK m. 40 yabancılık unsuru taşıyan çekişmesiz yargı işlerine ve uyuşmazlıklara uygulanabilecektir. Bu sınırlama madde metnindeki “milletlerarası” kelimesinden çıkarılmaktadır. Bu kanuna göre Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi MÖHUK m.1 uyarınca sadece özel hukuka ilişkin uyuşmazlıklarda uygulanabilecektir. [6]
Türk mahkemelerinin yargılama yetkisi iç hukukta genel olarak Hukuk Muhakemeleri Kanununda düzenlenmiş olup özel kanunlarda da yetkiye ilişkin hükümler mevcuttur. Çalışmamızın konusu milletlerarası usul hukukunda taşınmazlara ilişkin sözleşmeler olduğundan ötürü iç hukuktaki yetki hükümleri değinilmeyecektir. Bu sebeple milletlerarası özel hukukta taşınmazlara ilişkin sözleşmelerde yetki kuralı ile çalışmamıza devam edilecektir.
III. MİLLETLERARASI USUL HUKUKUNDA TAŞINMAZLARA İLİŞKİN SÖZLEŞMELER
1. Taşınmaz Kavramı
Türk hukukunda mallar temel olarak iki kategoriye ayrılmaktadır. Bu ayrım taşınır ve taşınmaz mal olarak ifade edilmektedir. Bu ayrım Roma ve Cermen Hukukunda günümüze kadar ulaşmıştır. [7] Taşınmaz kavramı ile taşınmaz şey aynı anlama gelmemektedir. Taşınmaz kavramı hukuki bir kavram olmasına rağmen taşınmaz şey eşyanın doğası ile ilgilidir. [8]
A- Eşya Kavramı
Kişilerin günlük yaşamını sürdürürken ekonomik değere sahip çeşitli malvarlıkları eşya olarak adlandırılmaktadır. Bunlar bir gömlek, bir ayakkabı, bir takım elbise ya da bir otomobil olabileceği gibi daire, tarla gibi eşyalar da olabilir. [9] Hukuksal anlamda eşya ise üzerinde egemenlik kurulabilen alışverişe elverişli, kişisel olmayan, sınırları belirli olan cismani varlığı olan nesnelere denilmektedir. [10]
Taşınır ve taşınmaz ayrımı esas itibariyle eşyaların doğal niteliklerine, fiziki durumlarına göre yapılmaktadır. [11] Bir eşya taşınmaz mülkiyeti konusu dışında ise ve bulunduğu arazi ile sıkı bir bağı bulunmuyorsa, özüne zarar gelmeden başka bir yere nakledilebiliyorsa ya da hukuk kurallarınca özel olarak taşınır eşya olarak nitelendirilmiş ise bu eşya taşınır eşya olarak adlandırılır. Taşınır kavramı TMK m. 762’de tanımlanmıştır. [12]
B- Taşınmaz Eşya
Taşınmaz eşya, özünde değer kaybı olmaksızın bir yerden başka bir yere taşınamayan şeyi ifade etmektedir. Yerinde sabit olan bir şeye taşınmaz eşya denilebilecektir. Türk Medeni Hukukunda hukuki anlamda taşınmaz kavramı medeni hukuk anlamında taşınmaz olmayı ifade eder. [13]
C- Türk Medeni Kanunu Sistematiğinde Taşınmaz Eşya Kavramının Yeri
Hukuki anlamda taşınmaz kavramı Türk Medeni Kanunu madde 704 ve Tapu Sicil Tüzüğü madde 7’de düzenlenmiştir. Türk Medeni Kanunu’nun 704. Maddesi taşınmaz mülkiyetinin konusunu araziler, tapu kütüğünde ayrı sayfaya kaydedilen bağımsız ve sürekli haklar ve kat mülkiyeti kütüğüne kayıtlı bağımsız bölümler olarak sınırlandırmıştır. Tapu Sicil Tüzüğünün ilgili maddesi de aynı hususları tekrarlamıştır.
a- Arazi
TMK’nın 704. Maddesi araziyi taşınmaz olarak sıralamıştır. Arazi üzerindeki bina, bitkiler ve kaynaklar da gerek arazinin bütünleyici parçası olması sebebiyle gerekse üst arza tabidir ilkesi gereğince arazinin hukuki rejimine bağlıdır. TMK’ya göre arazinin altındaki ve üstündeki her şey taşınmaz kavramına dahildir. [14]
b- Tapu Kütüğünde Ayrı Bir Sayfaya Kaydedilen Bağımsız ve Sürekli Haklar
Türk Medeni Kanun’unun 704. Maddesinde düzenlenen bir diğer taşınmaz kavramı bağımsız ve sürekli hak olarak ifade edilmiştir. Bir hakkın bağımsız olması demek hakkında devredilebilmesi veya mirasçılarına intikal edebilmesidir. O hak taşınmaz gibi el değiştirebiliyor ise bağımsızlığından söz edilebilecektir.[15] Bir hakkın sürekli olması ise TMK’nın 998. Maddesinde sayılmıştır. Bu maddeye göre bir hakkın sürekli olması o hakkın süresiz yada en az 30 yıl süreli olması olması anlamına gelmektedir. [16] Bu kapsamda özellikle üst hakkı ve kaynak hakkı TMK m. 704/2 anlamında taşınmaz sayılan haklardandır.
c- Kat Mülkiyeti Kütüğüne Kayıtlı Bağımsız Bölümler
Türk Medeni Kanunun 704. Maddesinde düzenlenen bir diğer taşınmaz türü kat mülkiyeti kütüğüne kayıtlı bağımsız bölümlerdir. 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununa göre kat mülkiyeti arsa payı ve ana gayrimenkuldeki ortak yerlerle bağlantılı özel bir mülkiyettir. Yapımı tam olan ve tek başına kullanmaya elverişli bağımsız bölümlerde hukuken mülkiyet hakkı kurulabilecektir. [17]
2. Milletlerarası Özel Hukukta Taşınmazlara İlişkin Sözleşmeler
A- Vasıflandırma
Taşınmazlara ilişkin sözleşmeler tarafları borç altına sokan sözleşmeler olduğundan ötürü öncelikle genel kural olan sözleşmelere uygulanacak hukuk ve sonrasında taşınmazlara ilişkin sözleşmelerde usul hukukuna göz atmamız gerekmektedir. Milletlerarası özel hukukta yabancılık unsuru içeren işlemler bağlama kuralları ile belirli bir ülke hukukuna bağlanmaktadır. Bu konu Türk Hukukunda Milletlerarası Özel Hukuk Kanunu ile düzenlenmiştir. Yabancılık unsuru içeren işlemlerde uygulanması gereken hukukların söz konusu hukuki olay veya ilişkiyi farklı nitelendirmesi vasıflandırma sorunu olarak adlandırılmaktadır. [18] Bu sorun doktrinde çeşitli şekillerde aşılmaya çalışılmıştır. Doktrinde bazı yazarlara göre bu sorun lex fori yani maddi normlar hakimin ülkesindeki hukuk kurallarına göre yorumlanmalıdır. [19] Bazı yazarlara göre ise bu sorun lex cause yani hakkın doğduğu yer hukuku uygulanmalıdır. [20]
B- MÖHUK Kapsamında Taşınmazlara İlişkin Sözleşmeler
a- Genel Olarak
5718 sayılı MÖHUK m. 25. Maddesinde özel nitelik taşıyan taşınmazlara ilişkin sözleşmelere uygulanacak hukuk ayrıca düzenlenmiştir. MÖHUK m. 25’e bakıldığında taşınmazlara ilişkin sözleşmeler başlığını içermekte olup 24. Maddede sözleşmelere uygulanacak hukuktan ayrı bir düzenleme getirdiği görülmektedir. Uygulanacak hukukun farklı olması ile paralel olarak usul de farklılık göstermektedir. İlgili maddede taşınmazlara ve onların kullanıma ilişkin sözleşmelerde taşınmazın bulunduğu ülke hukukunun uygulanacağı belirtilmiştir. Maddenin gerekçesine bakıldığında bu kuralın yani lex rei sitae kuralının evrensel bir ilke olmasını hükmün konuluş amacı olarak belirtmiştir. [21]
Türk hukuku açısından taşınmazlara ilişkin sözleşmeden ne anlaşılması gerektiğini kanun koyucu açıkça belirtmemiştir. Türk hukukunda MÖHUK md. 26’da bulunan tüketici sözleşmeleri, 27. Maddede bulunan iş sözleşmeleri, 34. Maddede bulunan haksız fiil kavramı tanımlanmıştır. Ancak taşınmazlara ilişkin sözleşme kavramı Türk hukukunda tanımlanmamıştır.
Taşınmazlara ilişkin sözleşmelerden ne anlaşılması gerektiği MÖHUK md. 25’i iki kısma ayırarak incelenmelidir. MÖHUK m. 25 incelendiğinde madde metni ilk olarak taşınmazın aynına ilişkin sözleşmeler ve taşınmazların kullanımına yönelik sözleşmeler olarak ikiye ayrılmaktadır.
MÖHUK madde 25 ilk cümlesinde belirtilen taşınmazlara ilişkin sözleşmeler ibaresi devamında taşınmazların kullanımına ilişkin sözleşmeleri ayırması sebebiyle taşınmazın aynına ilişkin sözleşmeleri ifade etmektedir. Taşınmazın aynına ilişkin sözleşmeler taşınmazın devrine ilişkin olabileceği gibi taşınmaz üzerinde bir irtifak hakkı ya da rehin hakkı gibi bir sınırlı ayni hak tesis eden sözleşmeler de olabilir. Dolayısıyla bu maddenin kapsamı oldukça geniştir. [22] Taşınmazların aynına ilişkin sözleşmelerde yetki kuralı dünyanın genelinde olduğu gibi taşınmazın bulunduğu yere tabi tutulmuştur. Taşınmazlar devletleri ve egemenliklerini yakından ilgilendiren konular olduğundan ötürü taşınmazın aynına ilişkin uyuşmazlıklarda taşınmazın bulunduğu yer hukuku yetkilidir. Bu husus Roma Konvansiyonunda da aynı şekilde düzenlenmiştir.
HMK m. 18’de yetki anlaşması yapabilmek için tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği konular olması gerektiği belirtilmiştir. Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği konuları ise doktrinde bazı yazarlar kesin yetki hali olmayan durumlar olarak tasnif etmektedirler. Bu görüşe göre yetkinin kamu düzeninden olduğu ancak kesin yetki olarak düzenlenmeyen hallerde tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği bir konu bulunmaktadır. Bu görüşteki yazarlar kısaca yetkinin kanunda kesin yetki olarak düzenlenmediği ancak kamu düzenine ilişkin hâller ile kesin yetki hâllerinde yetki anlaşması yapılamayacağı ifade etmiştir. Ancak bu görüşe katılmak mümkün değildir. Zira kanun metninde yetkinin kamu düzeninden olması gerektiği gibi bir şart aranmamış olup tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği bir konu olması öngörülmüştür. Taşınmazlara ilişkin yetki kuralları kesin yetkiye tabi olmasına rağmen taraflar bu uyuşmazlıklarda sulh olabilir ve hatta mülkiyet hakkının sonucu olarak taşınmazın üzerinde serbestçe tasarruf edebilecektir. Ancak taraflar taşınmazın aynına ilişkin konularda yetki anlaşması yapamayacaktır. Çünkü taşınmazların aynına ilişkin sözleşmelerde kesin yetki kuralı geçerlidir. [23]
b- Taşınmazların Kullanımına Dair Sözleşmeler
MÖHUK m. 25’in ikinci bölümünde taşınmazların kullanımına ilişkin sözleşmeler taşınmazın bulunduğu yer hukukuna tabi tutulmuştur. Taşınmazlara ilişkin sözleşmelerden bahsedilince ilk olarak kira sözleşmeleri düşünülse de kanunun kapsamı kira sözleşmelerinden daha geniştir. Taşınmazların kiralanmasına ilişkin sözleşmeler, taşınmazların bağışlanması, ölünceye kadar bakma sözleşmesine konu olan taşınmazlar taşınmazın bulunduğu yer hukukuna tabi olacaktır. [24] Taşınmazlara dair bir diğer sözleşme türü olan kat karşılığı inşaat sözleşmesi de taşınmazın bulunduğu yer hukukuna tabidir. Buna karşılık inşaat sözleşmeleri ise hükmün kapsamı alanı dışında olup MÖHUK m. 24’te düzenlenen sözleşmelere uygulanacak hukuk uyarınca yetkili hukuk belirlenecektir. [25]
Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkiyi düzenleyen MÖHUK m. 40 uyarınca Türk Mahkemelerinin milletlerarası yetkisini iç hukukun yer itibariyle yetki kuralları tesis edecektir. İç hukukumuzdaki yetki kuralları incelendiğinde taşınmazların kiralanmasına ilişkin sözleşmeler bakımından özel bir düzenleme getirilmemiştir. 6100 sayılı HMK’da yer alan genel yetki kurallarına göre Türk Mahkemelerinin milletlerarası yetkisi tesis edilecektir. [26] HMK m.6’ya göre yetkili mahkeme davanın açıldığı tarihteki davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Yerleşim yeri kavramı her hukuk düzeninde farklı tanımlanmaktadır. Yerleşim yeri kavramı doktrinde “bir kişinin hayat ilişkilerinin merkezi olarak” veya “kişinin hukuken bulunduğu yer” olarak tarif edilmiştir. Esas olan kişinin kendi iradesiyle yerleşim yerinin tesis etmesidir. TMK’nın 19. Maddesinde yerleşim yeri bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yer olarak tanımlanmıştır. [27] Ancak yerleşim yeri kavramı çoğu zaman gerçek ve fiili durumu yansıtmamakta, genel kabul gören bir tanımın olmamasından, farklı hukuk sistemlerinde hatta aynı hukuk sistemine ait çeşitli hukuk dallarında farklı özellikler içermesi, farklı yorumlanması ve uygulanması milletlerarası özel hukuk bakımından problemler yaratmakta ve bu kavram yerine mutad mesken kavramı tercih edilmektedir. Doktrinde yerleşim yeri kavramının lex fori’ye göre belirleneceği belirtilmiştir.
Davalının birden fazla olması durumunda yetkili mahkeme HMK m.7’ye göre davalılardan birinin yerleşim yeri mahkemesidir. Buna göre taşınmazı birden çok kişi kiralaması ve kişilerden birinin yerleşim yerinin Türkiye’de olması durumunda söz konusu uyuşmazlıkta Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi tesis edilmiş olacaktır.
Davalının yerleşim yerinin Türkiye’de olmaması durumunda ise HMK m.9’a göre yetkili mahkeme davalının mutad meskeninin bulunduğu yer olarak belirlenmiştir.
Taşınmazlara ilişkin kira sözleşmelerinde bir alacak hakkı söz konusu olduğundan HMK m.9 gereğince malvarlığına ilişkin dava olacağından ötürü Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi tesis edilecektir. Bu maddeye göre malvarlığına ilişkin davalar uyuşmazlık konusu malvarlığının bulunduğu yerde açılabilecektir. Dolayısıyla yabancılık unsuru içeren kira sözleşmelerine dayalı alacak davalarında taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi yetkili mahkeme olarak kabul edilecektir.
Hukuk Muhakemeleri Kanununda düzenlenen bu genel yetki kurallarının yanı sıra HMK’nın 10. Maddesi uyarınca sözleşmeden doğan davalar sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilecektir. [28]
Görüldüğü üzere kanun koyucu HMK’da taşınmazların aynına ilişkin davalardan farklı olarak kesin yetki kuralı öngörmemiş olup genel yetki kuralları ile birlikte sözleşmeden doğan davalarda özel yetki kuralından yola çıkarak yetkili mahkeme belirlenmektedir. Oysa ki kanun koyucu MÖHUK’da taşınmazların kullanımına dair sözleşmelerden bahsederken taşınmazların kiralanmasına dair sözleşmeler dahil olmak üzere kullanıma dair sözleşmeleri de münhasır yetkili olarak taşınmazın bulunduğu yer mahkemesini yetkili kılmıştır[29].
c- Karşılaştırmalı Hukukta Taşınmazlara İlişkin Sözleşmelerde Yetkili Hukuk Seçimi
Mukayeseli hukuk incelendiğinde taşınmazların ve taşınmazların kullanıma dair sözleşmelere uygulanacak hukuk ve tarafların yetki seçimi bazı ülkelerde kabul edildiği görülmektedir. Bunun yanında taşınmazlara ilişkin kira sözleşmelerinde ülkemiz gibi münhasır yetkiyi kabul eden hukuk sistemleri de bulunmaktadır. Örneğin Alman Usul Kanununda taşınmazlara ilişkin sözleşmelerde taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi münhasır yetkili olduğu kabul edilmiş ancak konut kiralarına dair sözleşmeler hükmün uygulama alanı dışında bırakılmıştır.
Avrupa Birliğinde uygulanan Brüksel 1 Tüzüğü m. 24’e göre konusu taşınmaz mallarda ayni haklar ve taşınmaz malın kiracılığı olan uyuşmazlıklarda malın bulunduğu üye ülke devletin mahkemeleri münhasır yetkili olacaktır. [30] Bu maddede taşınmaz kiralarına ilişkin uyuşmazlıklarda Avrupa Birliğine üye devletlerin münhasır yetkili olmasının amacı çeşitli hukuk sistemleri tarafından özel olarak düzenlenmiş olması sebebiyle sadece ilgili devletlerin mahkemeleri tarafından uygulanabilmeleridir. [31]
Brüksel 1 Tüzüğü m. 24’ün ikinci kısmında ise kiralayan kişinin gerçek kişi olması ve kiracı ile kiraya verenin yerleşim yerinin aynı üye ülkede olması durumunda özel kullanım için birbirini takip eden ve en fazla 6 ay süreli geçici kira sözleşmelerinde davalının yerleşim yeri mahkemesi de yetkili kabul edilmiştir.
Avrupa Birliği Hukukunda milletlerarası özel hukuk hükümleri incelendiğinde ise taraflar taşınmazlara ilişkin sözleşmelerde uygulanacak hukuku seçebilmektedirler. Roma I Tüzüğü m. 4/1-c’ye göre taşınmazlara ve taşınmazların kiralanmasına dair sözleşmelerde taraflar hukuk seçimi yapabilecektir. Roma I Tüzüğü’nün m. 4/1-c’ye göre sözleşmeye uygulanacak hukuk seçilmedikçe taşınmazlara ve taşınmazların kiralanmasına ilişkin sözleşmelerde mülkün bulunduğu hukuk uygulanacaktır ancak m. 4/1-d’ye göre kiralama süresi 6 ayı geçmeyen ve geçici kullanıma özgülenen taşınmazlar kiraya verenin mutad mesken hukukuna tabidir. Kiraya verenin mutad mesken hukukunun uygulanmasının bir diğer şartı ise kiracının gerçek kişi olması ve mutad meskenin ev sahibi ile aynı yerde olmasıdır. [32]
Taşınmazlara ilişkin sözleşmelerde irade serbestisi hâkim olan uygulanacak hukukun taraflarca seçilebildiği hukuk sistemlerine örnek olarak İsviçre gösterebilir. İsviçre Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Kanununda öncelikle taşınmazlara uygulanacak hukuk olarak taşınmaz bulunduğu yer hukukuna yer verilse de maddenin devamında tarafların yetkili mahkemeyi ve uygulanabilecek hukuku seçebileceği düzenlenmiştir. İsviçre MÖHUK M. 119/3 düzenlemesinde taşınmazın bulunduğu yer hukuku başka bir ülkenin hukukunun uygulanmasına izin vermiyorsa taşınmazın bulunduğu yer hukukuna göre sözleşmenin geçerliliği hakkında karar verilecektir. [33] Bu manada İsviçre Hukukuna göre taraflar yetki anlaşması yapmış olsa dahi taşınmazın bulunduğu ülke hukukunun başka bir ülke hukukunu uygulamaya izin verip vermemesi de önemlidir. Ancak görülmektedir ki İsviçre Hukukunda taşınmazlara ilişkin sözleşmelerde yetkili hukuk seçimi yapılabilmektedir.
d- Taşınmazların Kiralanmasına İlişkin Sözleşmelerde Yetki Antlaşması
Türk Milletlerarası usul hukukunda Türk mahkemelerini yetki anlaşması ile yetkilendirilmesine ilişkin MÖHUK’ta özel bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu sebeple MÖHUK m. 40 uyarınca iç hukukun yer itibariyle yetki kuralları ve HMK’da yer alan yetki sözleşmesine dair uygulanacaktır.
HMK m. 17’ye göre tacirler ve kamu tüzel kişileri aralarındaki uyuşmazlık hakkında bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. HMK’nın 18. Maddesinde tarafların üzerinde serbestçe tasarrufta bulunamayacağı haller ve kesin yetki hallerinde yetki sözleşmesi yapılamayacağı düzenlenmiştir. Taşınmazların kullanılmasına ve kiralanmasına ilişkin uyuşmazlıklar bakımından Türk mahkemelerinin yetkili olup olmadığı HMK’daki yetki sözleşmesinin hükümlerine bakılarak karar verilecektir.
Taşınmazların kullanımına dair sözleşmelerde kural olarak kesin yetki kuralı olmadığından ve taraflar konu hakkında serbestçe tasarruf edebildiğinden Türk mahkemelerini yetkilendiren yetki anlaşması yapılması mümkündür. Ancak her 2 tarafında tacir yada kamu tüzel kişisi olması gerekmektedir. Açıklanan şartların sağlanması halinde taraflar Türk Mahkemelerini münhasır yetkili olarak tesis edebilecektir. [34]
Yabancı mahkemelerin yetki anlaşması ile yetkilendirilmesi hususu MÖHUK m. 47’de düzenlenmiştir. MÖHUK m. 47’de yer itibariyle yetkinin münhasır yetki olarak düzenlenmediği hallerde tarafların yetki anlaşması yapabileceği hüküm altına alınmıştır. Tarafların yabancı mahkemeyi yetkili tayin edebilmeleri için uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıması ve borç ilişkisinden doğması gerekmektedir. Doktrindeki bir görüşe göre taşınmaz kira sözleşmelerinden doğan davalar taşınmaz üzerinde şahsi bir hakka dayanılarak açılan davalar olduğu için milletlerarası usul hukuku bakımından münhasır yetki esasına bağlanmamıştır. Bu nedenle MÖHUK m. 47 uyarınca bu davaların çözümünde yabancı mahkemeler yetkilendirebilecektir.[35] Doktrindeki diğer görüşe göre ise Türkiye’deki taşınmazlar bakımından her davada Türk mahkemelerinin yetkisi kesin ve mutlaktır.[36] Kanaatimizce MÖHUK m. 25 taşınmazların kullanılmasına ilişkin uyuşmazlıkları taşınmazın bulunduğu yer hukukuna tabi tuttuğundan ötürü ilk görüşe katılmak mümkün değildir. Madde hükmünün açıklığı karşısında Türkiye’deki taşınmazların kullanımı hakkında yabancı bir mahkemeyi yetkilendirmek mümkün görünmemektedir.
IV. SONUÇ
Çalışmamızda MÖHUK m. 25 kapsamında taşınmazlara ilişkin sözleşmeler usul hukuku boyutunda ele alınmaya çalışılmıştır. Bu kapsamda MÖHUK m. 25 incelenirken öncelikle 2 kısma ayrılmış daha sonra her 2 kısımda ayrıntılı olarak incelenmeye çalışılmıştır.
MÖHUK m. 25’in ilk kısmı olan taşınmazın aynına ilişkin sözleşmelerin devletlerin egemenlik gücü ile ilgili olmasından kaynaklı olarak taşınmazın bulunduğu yer hukukuna tabi tutulduğu belirtilmiştir. Yani Türkiye’de bulunan taşınmazlar için Türk hukukunun uygulanacağı belirtilmiştir. Taşınmazların aynına ilişkin davalarda tarafların yetkili hukuku seçip seçemeyeceği de tartışılmıştır. MÖHUK m. 40’a göre Türk mahkemelerinin yetkisini iç hukukun yetki itibariyle hükümleri belirleyecektir. Taşınmazların aynına ilişkin olarak çıkan uyuşmazlıklarda MÖHUK m. 40 göndermesi ile HMK’nın 12. Maddesi uygulanacağından taşınmazların aynına ilişkin taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkili olmasından bahisle taşınmazların aynına ilişkin uyuşmazlıklarda yetkili mahkeme seçimi yapılamayacaktır.
MÖHUK m. 25’in ikinci kısmı olan taşınmazların kullanımına dair sözleşmelerden bahsedilince ilk akla gelen taşınmaz kiraları olmasına rağmen bu maddenin hükmü kira sözleşmelerinden daha geniştir. Taşınmazın kullanıma dair uyuşmazlıklarda yetki anlaşması yapılıp yapılamayacağı doktrinde tartışmalıdır. Bazı yazarlara MÖHUK m.40 göndermesi ile HMK’nın yetkiye ilişkin hükümleri uygulanacağından HMK kesin bir yetki kuralı öngörmediğinden ve kullanıma dair sözleşmelerde taraflar serbestçe tasarruf edebileceğinden Türkiye’de bulunan taşınmaz hakkında yetki sözleşmesi yapılabilecektir. Doktrinde diğer görüşe göre ise MÖHUK m. 25 hükmü açık olduğundan ötürü taşınmazın bulunduğu yer hukukunun uygulanması gerektiği yani Türkiye’de bulunan taşınmazlar hakkında münhasıran Türk hukukunun uygulanması gerektiği belirtilmiştir. Bu sebeple taşınmazların kullanılmasına dair uyuşmazlıklarda yetki anlaşması yapılamayacaktır.
KAYNAKÇA
ACAR, F. (2017), Rehin Hukukunda Taşınmaz Kavramı ve Özellikle Belirlilik İlkesi (2. Baskı), İstanbul, Vedat Kitapçılık.
ANTALYA, O,G. (2019) , Eşya Hukuku Cilt IV/1 (3. Baskı), Ankara, Seçkin Yayınları.
ARSLAN, İ. (2012), Milletlerarası Özel Hukukta Mutad Mesken Kavramı, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.
ATLAN GÜRER, H. (2021), Tapu Kütüğüne Taşınmaz Olarak Kaydedilebilen Bağımsız ve Sürekli İrtifak Hakları (1. Baskı), İstanbul, On İki Levha Yayınları.
AVŞAR, M. (2021), Milletlerarası Usul Hukukunda Mahkemelerin Yetkisinin Belirlenmesinde Taraf İradesi, Doktora Tezi, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.
AYAN, M.(2016) , Eşya Hukuku – I (Zilyetlik ve Tapu Sicili) (13. Baskı) , Ankara, Seçkin Yayınları.
CAN, H., TUNA, E.(2022) , Milletlerarası Usul Hukuku, Ankara: Adalet Yayınevi.
ÇINAR, K. (2016), Milletlerarası Özel Hukukta Taşınmazlara İlişkin Sözleşmeler (1. Baskı), İstanbul, On İki Levha Yayınları.
DEMİRKAN, U.(2013), Hukuk Muhakemeleri Kanunun 8’inci ve 16’ıncı Maddeleri Arasında Düzenlenmiş Olan Özel Yetki Kuralları, Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.
ERDEM, B., ÇELİKEL, A. (2021), Milletlerarası Özel Hukuk, İstanbul, Beta Yayınları.
ERDOĞAN, E. (2015), Medeni Usul Hukukunda Yabancılık Unsuru ve Sonuçları, Doktora Tezi, İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi, Ekonomi ve Sosyal Bilimler Enstitüsü.
KUNTALP, E. (1991), “Bağımsız ve Sürekli Hakların Sınırlı Ayni Hakların Özellikle Üst Hakkının Taşınmaz Olarak İşlem Görmesi”, Türkiye Barolar Birliği Dergisi 1991, C. IV.
MEBROUK, H. (2014), Medeni Usul Hukukunda İspat Kurallarının Yer ve Zaman Bakımından Uygulanması, Doktora Tezi, İzmir, Dokuz Eylül Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü.
NOMER, E. (2018) , Milletlerarası Usul Hukuku (2. Baskı), İstanbul, Beta Yayınları.
NOMER, E. (2021), Devletler Hususi Hukuku (23. Baskı) , İstanbul, Beta Yayınları.
NOMER, E. (1981), “Ehliyetsizlik Sebebi ile Almanya’daki Gayrimenkul Mallar İçin Vasiyetnamenin İptali”, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.1, S.2, 1981.
ÖMEROĞLU, E. (2016), “Taşınmazların Kiralanmasına İlişkin Sözleşmelerin Uygulanacak Hukuk, Milletlerarası Yetki ve Milletlerarası Tahkim Bakımından Türk Hukukundaki Yeri”, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, s. 127, 2016.
ÖZEL, S., ERKAN, M., PÜRSELİM, H.S, KARACA, H.A. (2022), Milletlerarası Özel Hukuk, İstanbul, On İki Levha Yayınları.
ÖZKAYA, E. (2022), Eşya Hukuku (1. Baskı) , Ankara, Seçkin Yayınları.
Reform Serisi Yayın Kurulu (2022), Reform Serisi Medeni Hukuk II (Eşya Hukuku- Miras Hukuku) , Ankara, Gazi Kitapevi.
TEKİNALP, G. (2020), Milletlerarası Özel Hukuk Bağlama ve Usul Hukuku Kuralları, İstanbul, Vedat Kitapçılık.
TOPUZ, M.(2020), Türk Özel Hukukunda Taşınmaz Mülkiyeti, Ankara, Seçkin Yayınları.
YAĞCI, S.S. (2017), “Milletlerarası Özel Hukukta Vasıflandırma”, D.E.Ü Hukuk Fakültesi Dergisi, Prof. Dr. Şeref ERTAŞ’a Armağan, C.19, Özel Sayı, 2017.
[1] CAN, H., TUNA, E., Milletlerarası Usul Hukuku, Ankara, 2022, s.96
[2] ÖZEL, S., ERKAN, M., PÜRSELİM, H.S, KARACA, H.A., Milletlerarası Özel Hukuk, İstanbul, 2022, s. 573.
[3] NOMER, E. , Milletlerarası Usul Hukuku, İstanbul, 2018, s. 98.
[4] ÖZEL, ERKAN, PÜRSELİM, KARACA, Usul Hukuku, s. 574.
[5] NOMER, Devletler Hususi Hukuku, İstanbul, 2021, s. 464.
[6] TEKİNALP, G., Milletlerarası Özel Hukuk Bağlama ve Usul Hukuku Kuralları, İstanbul, 2020, s. 403.
[7] ÖZKAYA, E., Eşya Hukuku, Ankara, 2022, s.44.
[8] TOPUZ, M., Türk Özel Hukukunda Taşınmaz Mülkiyeti, Ankara, 2020, s.22.
[9] AYAN, M., Eşya Hukuku – I (Zilyetlik ve Tapu Sicili), Ankara, 2016, s. 27.
[10] Reform Serisi Yayın Kurulu, Reform Serisi Medeni Hukuk II (Eşya Hukuku- Miras Hukuku) ,Ankara, 2022, s. 9. ; ÇINAR, K. Milletlerarası Özel Hukukta Taşınmazlara İlişkin Sözleşmeler, İstanbul, 2016, s. 5.
[11] ÖZKAYA, E., Eşya Hukuku, Ankara, 2022, s.44.
[12] ANTALYA, O,G,, Eşya Hukuku Cilt IV/1, Ankara, 2019, s.84.
[13] ACAR, F., Rehin Hukukunda Taşınmaz Kavramı ve Özellikle Belirlilik İlkesi, İstanbul, 2017, s. 1.
[14] TOPUZ, Taşınmaz Mülkiyeti, s. 24.
[15] KUNTALP, E., Bağımsız ve Sürekli Hakların Sınırlı Ayni Hakların Özellikle Üst Hakkının Taşınmaz Olarak İşlem Görmesi, Türkiye Barolar Birliği Dergisi 1991, C. IV, s. 542.
[16] ATLAN GÜRER, H., Tapu Kütüğüne Taşınmaz Olarak Kaydedilebilen Bağımsız ve Sürekli İrtifak Hakları, İstanbul, 2021, s. 9-10.
[17] ÇINAR, K. Milletlerarası Özel Hukukta Taşınmazlara İlişkin Sözleşmeler, İstanbul, 2016, s. 5.
[18] YAĞCI, S.S., Milletlerarası Özel Hukukta Vasıflandırma, D.E.Ü Hukuk Fakültesi Dergisi, Prof. Dr. Şeref ERTAŞ’a Armağan, C.19, Özel Sayı, 2017, s. 2637.
[19] ERDOĞAN, E., Medeni Usul Hukukunda Yabancılık Unsuru ve Sonuçları, Doktora Tezi, İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi, Ekonomi ve Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara, 2015, s. 37.
[20] MEBROUK, H., Medeni Usul Hukukunda İspat Kurallarının Yer ve Zaman Bakımından Uygulanması, Doktora Tezi, Dokuz Eylül Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İzmir, 2014, s. 8.
[21] ÇINAR, Taşınmazlara İlişkin Sözleşmeler, s. 58.
[22] ÇINAR, Taşınmazlara İlişkin Sözleşmeler, s. 61.
[23] AVŞAR, M., Milletlerarası Usul Hukukunda Mahkemelerin Yetkisinin Belirlenmesinde Taraf İradesi, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Doktora Tezi, İstanbul, 2021, s.164.
[24] ÖMEROĞLU, E., Taşınmazların Kiralanmasına İlişkin Sözleşmelerin Uygulanacak Hukuk, Milletlerarası Yetki ve Milletlerarası Tahkim Bakımından Türk Hukukundaki Yeri, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, s. 127, 2016, s. 377.
[25] ERDEM, B., ÇELİKEL, A., Milletlerarası Özel Hukuk, 2021, s. 418.
[26] ÖMEROĞLU, E., Taşınmazların Kiralanması, s. 381.
[27] ARSLAN, İ., Milletlerarası Özel Hukukta Mutad Mesken Kavramı, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2012, s. 15.
[28] DEMİRKAN, U., Hukuk Muhakemeleri Kanunun 8’inci ve 16’ıncı Maddeleri Arasında Düzenlenmiş Olan Özel Yetki Kuralları, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul, 2013, s. 72.
[29] ÖMEROĞLU, E., Taşınmazların Kiralanması, s. 383.
[30]İngilizce metin için : https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/HTML/?uri=CELEX:32012R1215&qid=1668357743838&from=EN E.T:13.11.2022
[31] ÖMEROĞLU, E., Taşınmazların Kiralanması, s. 384.
[32] https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/ALL/?uri=celex%3A32008R0593 , E.T. 13.11.2022.
[33] ÖMEROĞLU, E., Taşınmazların Kiralanması, s. 379.
[34] ÖMEROĞLU, E., Taşınmazların Kiralanması, s. 387 vd.
[35] ÖMEROĞLU, E., Taşınmazların Kiralanması, s. 388.
[36] NOMER, E., Ehliyetsizlik Sebebi ile Almanya’daki Gayrimenkul Mallar İçin Vasiyetnamenin İptali, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.1, S.2, 1981, s. 62.