MEÇ – Hukuk & Danışmanlık

 

I. DELİL BAŞLANGICININ İSPAT HUKUKUNDAKİ YERİ

1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda yazılı delil başlangıcı olarak yer alan düzenleme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda delil başlangıcı olarak ele alınmıştır. Delil başlangıcına ilişkin iktisap ettiğimiz ülke Fransa’dır. Delil başlangıcına ilişkin Fransız Medeni Kanunu bizim hukukumuzdaki hükümlerin kaynağıdır. [1]

Delil başlangıcı Hukuk Muhakemeleri Kanununda belge ve senet başlığını taşıyan ikinci bölümde düzenlenmiş ve senetle ispat zorunluluğunun istisnası olarak karşımıza çıkmaktadır.  Senetle ispat kuralının HMK’da bir çok istisnası bulunması rağmen en önemli istisnalarından birisi delil başlangıcıdır. Buna göre belirli unsurları barındıran bir belgeye sahip olan ispat yükü altında kimse, senetle ispatı gereken bir hususu takdiri delille ispatlayabilecektir. Görüldüğü üzere kanunda yer alan yazılı delille ispat zorunluluğu belirli şartlarda takdiri deliller ile ispatlanabilmektedir. Bu durum HMK m. 202/1’de “Senetle ispat zorunluluğu bulunan hallerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir.” Şeklinde ifade edilmiştir. [2]

Türk hukukunda ispat prensibi olarak karma bir sistem benimsenmiştir. Buna göre kanunda senetle ispat zorunluluğu olan haller kesin olarak senetle yahut kanunun belirli bir delil ile ispat faaliyeti öngördüğü hallerde o delil ile ispatlanması gerekmektedir. Bunun yanında kanun bazı durumlarda kesin bir ispat faaliyeti öngörmemiştir. [3]

Senetle ispat zorunluluğundaki şekilcilik ve katı uygulanması insanlarına adalete erişimini engellediği görülmüştür. Kanun koyucu senetle ispat zorunluluğunu düzenleyerek uyuşmazlık öncesi delil kavramını kabul etmiştir. Senetle ispat kuralının geçerli olduğu bir sistemde hukuki işlem senetle ispat edilmek durumundadır. HMK m. 200’de senetle ispat zorunluluğu şöyle düzenlenmiştir:[4]

‘‘(1) Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri dört bin dört yüz seksen Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle dört bin dört yüz seksen Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz.

(2) Bu madde uyarıca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir.’’

6100 sayılı HMK’da delil başlangıcına dair 2 temel düzenlenme bulunmakta olup bunlardan birincisi HMK m. 202’deki delil başlangıcının tanımı ve unsurlarını gösteren madde, diğeri ise HMK m. 199’da delil başlangıcının maddi unsuru olan belgeyi tanımlayan hükümdür.[5]

Belgenin tanımında uyuşmazlık konusunu ispata yarayan bilgi taşıyıcısı terimi yer almaktadır. Bu tanımda da görüleceği belgenin bir bilgi taşıyıcısı olduğu görülmektedir. Tabi ki her bilgi taşıyıcısı olan şey belge niteliğinde değildir. Belge olması için uyuşmazlık konusu vakıayı ispatlaması gerekmektedir. [6] Taraflar ispat etmek istediği hukuki ilişkiyi senetle ispat zorunluluğu olan durumlarda senetle ispatlamalı yahut da bir delil başlangıcı ile aralarındaki hukuki ilişkiyi gösterebilmelidirler. Bir belgenin senet niteliğine haiz olabilmesi içinde bir kimse tarafından yazılıp yada yazdırılıp imzalanan ve gelecekte delil teşkil etmek üzere imzalayan aleyhine oluşturulan belgedir. [7]

II. DELİL BAŞLANGICININ DİĞER KAVRAMLAR İLE İLİŞKİSİ

  1. Medeni Usul Hukukunun Amacı ile Delil Başlangıcı İlişkisi

Medeni usul hukukunun kuralları Türk hukukunda genel olarak HMK’da düzenlenmiştir. Medeni yargılamanın amacı bütün yargılamalarda olduğu gibi maddi gerçeği ortaya çıkarmak olup tarafların özel hukuka ilişkin durumlarında hakkında karar verilmektedir. Ceza yargılamasından farklı olarak hakim tarafların ileri sürdüğü vakıa ve deliller ile bağlıdır.

Alagonya yargılamanın amacının “gerçeğe ulaşmak” olduğunu ifade etmektedir. [8] Medeni usul hukukun amacı her ne kadar doktrinde tartışmalı olsa da maddi gerçeğe ulaşma amacı olduğu da doktrinde kabul edilmektedir.

Medeni yargılamanın usul kuralları gereğince taraflar ellerindeki delilleri belirli süreler içerisinde ve belirli şartlar içerisinde sürebilmektedir. Maddi gerçeğe ulaşmaya çalışırken usul kuralları bazen maddi gerçeğe ulaşmayı zorlaştırmaktadır. Özellikle senetle ispat müessesi maddi gerçeğe ulaşmayı zorlaştırmaktadır. Delil başlangıcı müessesi ise hakime somut uyuşmazlığı serbestçe değerlendirme imkanı tanıdığından ötürü maddi gerçeğe ulaşılmasına da hizmet etmektedir. Delil başlangıcı kurumu hakime geniş takdir yetkisi tanıyan bir ispat kurumudur.

  1. Belge ve Delil Başlangıcı Arasındaki İlişki

Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 199 ve m. 202’de belirtildiği üzere delil başlangıcının en önemli unsuru belgedir. Belge unsuru delil başlangıcı kurumunun maddi unsurudur.

Belge, HMK m. 199’da geniş bir biçimde tanımlanmıştır. HMK m. 199’a göre,

 ‘‘Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir’’.

Kanun koyucu belge olabilecek örnekleri sayarak benzerlerinin de bu kapsamda olduğunu belirtmiştir. Kanun koyucunun buradaki sayımı tahdidi değil tadadir. Maddede önemli olan bilgi taşıyıcıları kısmı olup bu sayede belgenin kapsamı daraltılmamıştır. [9]

  1. Senet ve Delil Başlangıcı Arasındaki İlişki

Delil başlangıcı senetle ispat zorunluluğunun olduğu hukuk sistemlerinde yerini bulmaktadır. Senet, medeni usul hukukunda ispat aracı olarak kullanılmaktadır. Davanın kazanılması açısından senet önemli bir ispat aracıdır. Senet ile ilgili hükümler HMK m. 200 vd.’da düzenlenmiştir. Senede belgenin bir türü olarak kesin delil niteliği kazandırılmıştır.

Belgenin özel bir türü olan senedin tanımı HMK’da yapılmamıştır. Kanun koyucu HMK’da, belge teriminin tanımını yapmış ancak senet teriminin tanımını yapmaktan kaçınmıştır. Bunun sebebi HMK m. 199’a ait madde gerekçesinde şu şekilde açıklanmıştır:

‘‘Belge kavramının, hukukumuzda yeni yer alması sebebiyle ayrıca tanımı da yapılmıştır. Belge tanımlanmakla birlikte, senedin tanımlanmasından özel olarak kaçınılmıştır. Bunun bir sebebi, senedin öteden beri kanunda yer alması, bu konuda doktrinde ve yargı uygulamasında ciddi bir tereddüdün mevcut olmamasıdır. Ayrıca, senedin kesin delil olarak kabulü sebebiyle, yapılacak bir tanım, bazı sınırlamaları da içereceğinden, ortaya çıkacak gelişmelere engel olmamak bakımından tanımı yapılmamıştır.’’

Delil başlangıcı ile senedin ortak noktası belgenin karşı taraftan kaynaklandığını objektif olarak ortaya koymasıdır ancak aralarındaki fark ise hukuki işlemin ispatında yeterli olup olmaması konusudur. Senet kesin delil iken delil başlangıcı kesin delil hükmünde değildir.

 

III. DELİL BAŞLANGININ UNSURLARI

1.      Genel Olarak

Bilindiği üzere Türk Hukukunda kural olarak kanuni delil kesin delil sistemi geçerlidir. Bu durum da kesin delilin istisnalarının yine kanunda düzenlenmesi gerekmektedir. Bu kapsamda kesin delilin istisnası olan delil başlangıcı da HMK’da açıkça düzenlenmiştir. [10]

Delil başlangıcının unsurları HMK’da düzenlenmiştir. Bir belgenin delil başlangıcı olabilmesi için 3 unsura havi olması gerekmektedir. Bunları delil başlangıcının maddi unsuru, delil başlangıcının kaynaklanma unsuru ve gerçeğe yakınlık unsuru olarak sıralamak mümkündür.

2.      Delil Başlangıcının Maddi Unsuru

Delil başlangıcının maddi unsuru belge olarak karşımıza çıkmaktadır. Belge kelime anlamı olarak “Bir gerçeğe tanıklık eden yazı, fotoğraf, resim, film vb., vesika, doküman.” anlamına gelmektedir. [11]

Hukuk Muhakemeleri Kanununda ise belgenin tanımı 199. Maddede yapılmış olup buna göre uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları Kanuna göre belgedir.[12]

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 202. Maddesinde söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine veya temsilcisine verilmiş veya gönderilmiş olan bir belge bulunması durumunda senede karşı senetle ispat kuralından vazgeçilebilecek, taraflar tanık dinletebilecektir.

Kanunda belge için yazılılık unsuru aranmamış olup bu durum senet ile belgenin farkını da göstermektedir. Çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kayıtları senet niteliğinde değildir ancak belge niteliğindedir. Delil başlangıcının yazılı olma zorunluluğu da bulunmadığına göre delil başlangıcının biçimi her türden olabilir. [13]

Delil başlangıcı olabilecek belge türleri arasında unsurları eksik senet ve senet benzeri belgeler, fotokobiler, tarafın kuruma beyanları, kanuni vasıfları taşımayan ve kambiyo senetlerine mahsus icra takibine konu edilemeyecek kambiyo senetleri, ses kayıtları, videolar, fotoğraflar, faks metinleri ve buna benzer elektronik belgeler örnek gösterilebilir. [14]

3. Delil Başlangıcının Kaynaklanma Unsuru

HMK m. 202’e göre delil başlangıcının söz konusu olabilmesi için ilgili belgenin kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş ve gönderilmiş olması gerekmektedir. Yani delil başlangıcı olarak kullanılacak belge karşı taraftan veya onun temsilcisinden verilmelidir. Kanundaki bu ifade delil başlangıcının ikinci unsuru olan kaynaklanma unsurunu oluşturmaktadır. [15]

Bir belgenin delil başlangıcı teşkil edebilmesi için, aleyhine kullanılacak kişiden sadır olması gereği açıktır. Ancak kaynaklanmanın türü de önem arz etmektedir. Şayet, belge aleyhine kullanılacak kişinin fiziki ürünü ( ve fakat fikri ürünü değilse HMK m. 202’ nin aradığı anlamda bir sadır olma meydana gelemeyecektir. Başka bir deyişle böyle bir belgenin delil başlangıcının “kaynaklanma unsurunu” meydana getirmesi mümkün değildir.

Örneğin borçlu, borcunun varlığını tasdik eden ifadeleri, bir üçüncü kişiye yazdırırsa, belge fiziki olarak üçüncü kişiden ancak fikri olaraksa yazıyı dikte ettiren kişiden sadır olacaktır.

Belge kural olarak aleyhine kullanılacak kişiden sadır olması gerekmektedir.  Sadır olma durumu fiziki olabileceği gibi fikri de olabilmektedir. Belgenin fiziki olarak aleyhine kullanılacak kişiden sadır olmasının aranmasının sebebi ise aleyhine karşı kullanılabilecek kişi tarafından ilgili delil başlangıcına itiraz edilirse ispatlamak içindir. Belge fikri olarak da aleyhine kullanılacak kişiye ait olmalıdır.  [16]

Delil başlangıcı olarak kullanılacak belge aleyhine kullanılacak kişiden sadır olabileceği gibi onun temsilcisinden de kaynaklanabilecektir. Bu husus kanunda açık şekilde belirtilmiştir.

Delil başlangıcının temsilciden kaynaklanması için temsilcinin yetkili temsilci olması gerekmektedir. Yetkili temsilci tarafından sadır olmayan bir delil başlangıcının uyuşmazlıkta kullanılması mümkün değildir. Ticari işletmeyle ilgili hukuki işlemler de ancak işleten tarafından bir ticari temsilci veya atanmış ticari vekil tarafından yapıldığı sürece delil başlangıcı olarak uyuşmazlıkta kullanılabilecektir. [17]

4. Gerçeğe Yakınlık Unsuru

Delil başlangıcı kanunda da açıkça ifade edildiği üzere hukuki işlemin tamamen ispatına elverişli olmamakla birlikte hukuki işlemi muhtemel göstermesi halinde geçerlidir. İspata muhtaç hukuki işlemin gerçeğe yakın olarak gösterilebilmesi gerekmektedir. [18]

Delil başlangıcının gerçeğe yakınlık unsurunun aranması, delil başlangıcının bir hukuki işlemi veya onun unsurlarını ihtiva etmesi gereği düşünüldüğünde tabi bir durumdur. Şayet delil başlangıcı, hukuki işlemin varlığını basit bir ihtimal derecesinden daha fazla olarak göstermezse, ilgili belgenin delil başlangıcı teşkil etmesi mümkün değildir. Senetten farklı olarak delil başlangıcının ihtiva ettiği hukuki işlemi doğrudan doğruya göstermesi gerekmez.[19]

Bu unsur her somut olayda farklı olacağından delil başlangıcının gerçeğe uygunluğunun tespitinde hakimin geniş bir takdir yetkisi vardır. Hakim uyuşmazlığı çözmeye başlamadan önce hangi delillerin uyuşmazlıkta kullanılabileceğini hangi delillerin ise uyuşmazlıkta kullanılamayacağını göz önünde bulundurmalıdır. Uyuşmazlıkta kullanılabilen deliller ise doktrinde caiz delil ve caiz olmayan delil olmak üzere 2’ye ayrılmaktadır. [20] Senetle ispat zorunluluğunun hasıl olduğu davalar bakımından caiz deliller senet, diğer kesin deliller ve delil başlangıcıdır. [21]

 

 

 

KAYNAKÇA

AKİL, C.(2012), Yargıtay Kararları Işığında Medeni Yargılama Hukukunda Hukuka Aykırı Biçimde Elde Edilmiş Delillerin Değerlendirilip Değerlendirilemeyeceği Meselesi, AÜHFD, C. 61, S. 4.

BUDAK, A.C. (2019), Alangoya’ya Göre Yargılamanın Amacı ve Hâkimin Gerçeği Aramaktan Vazgeçmesi, İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.6, S.2.

DELİDUMAN, S. (2000), Medeni Usul Hukukunda Senet ve Senetlerle Yazılı Şekil Arasındaki İlişki, AÜHFD, 2000, C. IV, S. 1-2.

DEMİRKAPI, E.(2010) , 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun Ticari Temsilciye İlişkin Hükümlerinin Değerlendirilmesi, DEÜHFD, 2010, C.12.

GÖKSU, M.(2011) , 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Çerçevesinde Senetle İspat Kuralları ve Bunların İstisnaları, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C-1, S-1

KARAGÖZ, G. H. (2020), Delil Başlangıcı, İstanbul Bahçeşehir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

KALE, S./KESER, S.(2015), ‘Medeni Yargılama Hukukunda Delil Sistemi’, MÜHF-HAD, Prof. Dr. Mehmet Akif Aydın’a Armağan, İstanbul.

TANRIVER, S.(2021), Medeni Usul Hukuku, Ankara, Yetkin Yayınları.

TOK, O.(2021) , Medeni Usul Hukukunda Delil Başlangıcı, Ankara, Seçkin Yayınları.

KESER, S.(2015), Medeni Yargılama Hukukunda Delil Başlangıcı, İstanbul, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

KALE, S./KESER, S.(2015), Medeni Yargılama Hukukunda Delil Sistemi, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, C.21, S.2.

YAVAŞ, M.(2022), Senetle İspat ve Senede Karşı Senetle İspat Kuralları İle Bu Kuralların İstisnaları, Ankara, 2022, Seçkin Yayınları

YILMAZ, E.(2013), Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, Ankara,Yetkin Yayınları.

 

 

[1] KARAGÖZ, G. H., Delil Başlangıcı, Bahçeşehir Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü,2020, s. 4

[2] YAVAŞ, M., Senetle İspat ve Senede Karşı Senetle İspat Kuralları İle Bu Kuralların İstisnaları, Ankara, 2022, s. 327.

[3]KALE, S./KESER, S., ‘Medeni Yargılama Hukukunda Delil Sistemi’, MÜHF-HAD, Prof. Dr. Mehmet Akif Aydın’a Armağan, İstanbul 2015, s. 705.

[4] KARAGÖZ, Delil Başlangıcı, s.6

[5] TOK, O., Medeni Usul Hukukunda Delil Başlangıcı, Ankara, 2016, s.20.

[6] YILMAZ, E., Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, Ankara, 2013, s. 1080.

[7] DELİDUMAN, S., Medeni Usul Hukukunda Senet ve Senetlerle Yazılı Şekil Arasındaki İlişki, AÜEHFD, Y.2000, C. IV, S. 1-2, s. 414.

[8] BUDAK, A.C., Alangoya’ya Göre Yargılamanın Amacı ve Hâkimin Gerçeği Aramaktan Vazgeçmesi, İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.6, S.2, 2019, s.35.

[9] KARAGÖZ, Delil Başlangıcı, s. 45.

 

[10] GÖKSU, M., 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Çerçevesinde Senetle İspat Kuralları ve Bunların İstisnaları, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, s. 57.

[11] https://sozluk.gov.tr/ (E.T:18.06.2022)

[12] Maddenin gerekçesinde belgenin tanımı yapılırken, hukuk sistemimiz içinde bütünlüğün korunması ve aynı kavramın farklı şekillerde anlaşılmaması için, Bilgi Edinme Hakkı Kanununun “Tanımlar” başlığını taşıyan 3 üncü maddesinde yer alan belge tanımından da yararlanıldığı ifade edilmiştir. Bilgi Edinme Kanunu m.3 f/d: “d) Belge: Kurum ve kuruluşların sahip oldukları bu Kanun kapsamındaki yazılı, basılı veya çoğaltılmış dosya, evrak, kitap, dergi, broşür, etüt, mektup, program, talimat, kroki, plân, film, fotoğraf, teyp ve videokaseti, harita, elektronik ortamda kaydedilen her türlü bilgi, haber ve veri taşıyıcılarını, ifade eder.”

[13] TANRIVER, S., Medeni Usul Hukuku, Ankara, 2021, s. 830.

[14] KESER, S., Medeni Yargılama Hukukunda Delil Başlangıcı, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2015, s. 54 vd.

[15] TOK, O., Medeni Usul Hukukunda Delil Başlangıcı, Ankara, 2016, s.87.

[16] TOK, Medeni Usul Hukukunda Delil Başlangıcı, s.87.

[17] DEMİRKAPI, E., 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun Ticari Temsilciye İlişkin Hükümlerinin Değerlendirilmesi, DEÜHFD, 2010, C.12, s. 800.

[18] KARAGÖZ,  Delil Başlangıcı, s. 123

[19] TOK, Medeni Usul Hukukunda Delil Başlangıcı, s.99.

[20] AKİL, C., Yargıtay Kararları Işığında Medeni Yargılama Hukukunda Hukuka Aykırı Biçimde Elde Edilmiş Delillerin Değerlendirilip Değerlendirilemeyeceği Meselesi, AÜHFD, 2012, C. 61, S. 4, s. 1225.

[21]KALE, S./KESER, S., Medeni Yargılama Hukukunda Delil Sistemi, s. 710.