MEÇ – Hukuk & Danışmanlık

 

I. GENEL OLARAK ZENGİNLEŞME

1. Zenginleşme Kavramı

Türk Dil Kurumuna göre zengin kavramı “ Parası, malı çok olan, varlıklı, varsıl, variyetli, fakir, yoksul karşıtı” olarak tanımlanmaktadır.[1] Zenginleşme ise bir kimsenin malvarlığındaki ekonomik olan artışı ifade etmektedir. [2] Türk hukukunda ise zenginleşme kavramı başlıca sebepsiz zenginleşme hükümleri adı altında Türk Borçlar Kanununda düzenlenmiştir. Hukukumuza göre sebepsiz zenginleşme bir kişinin haklı ve geçerli bir hukuki sebep olmaksızın başkasının malvarlığından yada emeğinden zenginleşmesini ifade etmektedir. [3] Bu durum kişinin malvarlığının aktifinin artması şeklinde olabileceği gibi pasifinin azalması şeklinde de olabilecektir. [4]

Hukuk düzenleri zenginleşmeleri meşru olduğu sürece ve koyulan kurallara uygun olduğu sürece müsaade etmektedir. Zenginleşme meşru bir zeminde ise hukuk düzeninin müdahalesi olmayacaktır. Hukuk düzenlerinin zenginleşmenin meşru olmasını aramasının bir takım sebepleri vardır. Bunlardan bir kaçını şu şekilde sayabiliriz:[5]

  • Piyasalarda istikrarı ve piyasaya duyulan güvenin sağlanması ve mevcut hukuki ve sözleşmesel iade rejimlerinin tamamlayıcısı olması
  • Gerek borçlar hukuku gerekse ceza hukuku bağlamında kişilerin hukuka aykırı fiillerde bulunmasını önlemek
  • Tüketici gibi dezavantajlı grupları korumak
  • Toplumdaki ahlak kurallarının etkisi

2. Hukuken Meşru Zenginleşmeler

Hukuk düzenince müsaade edilen ve sınırları çizilen zenginleşmeler genellikle taraflar arasında kurulan sözleşmeler ile ortaya çıkmakta ya da tek taraflı fiille ortaya çıkmaktadır. Türk hukukunda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 26. Maddesine göre sözleşmenin şartları kanunda öngörülen sınırlar içerisinde özgürce belirlenebilecektir. Kanun koyucu hemen ardından 27. Maddede ise kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı ve konusu imkansız olan sözleşmeleri kesin hükümsüz olarak nitelendirmiş sözleşme özgürlüğüne genel bir çerçeve çizmiştir.  Buradan Türk Borçlar Kanunun 27. Maddesi uyarınca bu hallere aykırı olmayan zenginleşme hukuken meşru görülen bir zenginleşme olduğu sonucu çıkarılabilecektir.

3.Hukuken Meşru Görülmeyen Zenginleşmeler

Türk hukukunda yasaklanan zenginleşmeler muhtelif kanunlar ve düzenlemelerde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Ancak hukuken yasaklanan zenginleşmeleri genel çerçeve ile inceleyecek olursak başlıca düzenleme 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 77. Maddesi bize yol gösterecektir. Bu maddeye göre haklı bir sebep olmaksızın bir başkasının mal varlığından zenginleşen kimse bunu iade etmek zorundadır. [6]

Ticaret Hukukunda meşru görülmeyen zenginleşmelerden biri olarak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 1530. Maddesi örnek gösterilebilecektir. Bu maddeye göre yerine getirilmesi gereken edimler kanunun ve yetkili makamların koymuş olduğu sınırı aşan sözleşmeler kanun yada yetkili makamın koyduğu en yüksek sınırdan yapılmış sayılacaktır. Sözleşmeye istinaden verilmiş edimler var ise sınırı aşan kısım kadar edimler geri alınır.

II. SİGORTA HUKUKUNDA ZENGİNLEŞME YASAĞI

  1. Genel Olarak Zenginleşme Yasağı

Zenginleşmenin meşru olup olmaması durumu sigorta hukukunda da karşımıza çıkmakta olup makalemizin temel konusu da bu konu oluşturmaktadır. Sigorta hukukuna hakim olan başlıca ilkelerden bir tanesi de zenginleşme yasağıdır. Bu durum tazminat hukukunun da temel ilkelerinden olduğundan ve sigorta sonucunda bir ödeme söz konusu olduğundan ötürü rizikonun gerçekleşmesi sonucu ödenecek bedel kural olarak zarar bedeli ile eş olmalıdır. Bu husus da 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 1459. Maddesinde açıkça ifade edilmiştir. İlgili maddeye göre sigortacı, sigortalının uğradığı zararı tazmin eder.

Yargıtay’da bir kararında bu durumu aynen şöyle ifade etmiştir:

“6102 sayılı TTK’nın 1459 ve 1461’inci maddeleri uyarınca sigortacı ancak sigorta ettiren veya sigortadan faydalanan kimsenin gerçekten uğradığı zararları tazmine mecburdur.”[7]

Zenginleşme yasağı veya tazmin ilkesi zarar sigortalarında ve onun bir türü olan hukuki sorumluluk sigortalarında uygulanır. Zarar sigortalarında amaç sigorta ile teminat altına alınan rizikonun sebep olduğu gerçek ve somut zararı gidermektir. Hayat sigortalarında defin masrafları, kaza sigortalarında ilaç masrafları, hastalık sonrasında tedavi masrafları, birer zarar sigortası mahiyetinde olduğundan ötürü bunlar hakkında da zenginleşme yasağı ilkesi uygulanır. [8]

TTK’nın 1504. Maddesinde de sigorta ettiren sigorta bedelinin doğması amacıyla sigortalıyı öldürmesi durumunda sigortacının bedel ödeme borcundan kurtulacağını düzenlemektedir.[9]

Sigortacı TTK’nın 1459. Maddesi gereğince sigorta ettirenin ancak gerçekten uğradığı zararı tazmin eder.[10] Sigorta hukukunda zenginleşme yasağı ise bir çok amaca hizmet etmektedir. Bunlardan bir kaçı şöyledir:

  • TTK’nın 1429. Maddesinde sigortalının, sigorta ettiren yada tazminat ödenmesinde menfaati olan kimse rizikonun gerçekleşmesine kasten sebebiyet verirlerse sigortacı sigorta tazminatını ödememe ve tahsil ettiği primleri geri vermeme hakkına sahiptir. Bu halde zenginleşme yasağı riziko konusuna kasten zarar verilmesini engellemektedir.
  • Sigortacının tazmin borcu sigorta sözleşmesinde belirlenen sigorta bedeli ile sınırlı olduğundan ötürü ödenecek tazminat sigortalının uğradığı gerçek zarar miktarını aşmayacaktır. Bu sayede sigortalının haksız kazanç elde etmesi amaçlanmıştır. Sigorta hukukunun bu özelliği de sigortanın kazanç aracı olmasını önler ve kumar niteliğine haiz olmasını da engeller.
  • Sigortacının zarar miktarından fazla bir bedelle sorumlu olmaması aynı zararın iki kere tazmin edilememesi ilkesini de kapsamaktadır. Zarar miktarını aşan her ödeme sigortalının sebepsiz zenginleşmesine yol açacağından ötürü zenginleşme yasağı sebepsiz zenginleşmeyi de önlemektedir. [11]

2.   Sigorta Hukukunda Zenginleşme Yasağının Özellikleri

A-    Kanunilik

Sigorta hukukunda zenginleşme yasağı TTK’da ve bir çok yüksek mahkeme kararından kendine yer bulduğundan ötürü zenginleşme yasağının bir özelliği kanuniliktir. TTK’nın 1459. Maddesi sigortacının sigortalının uğradığı zararı tazmin edeceğini açıkça hükme bağlamıştır. TTK’nın 1461. Maddesinde ise sigortacının sorumluluğunun sigorta bedeli ile sınırlı olduğunu rizikonun gerçekleştiği anda sigortalının menfaatinin sigorta bedelinden fazla olsa dahi sigortacının sigortalının uğradığı zarardan fazlaca ödeme yapmayacağı açıkça hüküm altına alınmıştır.

B-    Emredicilik

Çalışmamızda bahsi geçtiği üzere TTK’nın zenginleşme yasağını ele alan hükmü 1459. Maddesi ve 1461. Maddesi olup bu hükümlere ve bunları tamamlayıcı hükümlerine bakıldığında bir çoğunun mutlak emredici hükümler olduğu görülecektir. Sigorta bedelinin uğranılan zarardan fazla olduğu durumlarda uğranılan zarar kadar bedel ödeneceğini düzenleyen TKK’nın 1461. Maddesi, sigorta bedelinin sigorta olunan menfaatin üzerinde olduğu durumlarda aşan kısmı geçersiz sayan 1463. Maddesi ve 1486. Maddesi incelendiğinde hükümlerin emredici nitelikte olduğu ve aksinin kararlaştırılamayacağı görülmektedir.

TTK’nın birden çok sigortaya ilişkin genel hükmü olan 1465. Maddesi, müşterek sigortaya ilişkin 1466. Maddesi, çifte sigortaya ilişkin 1467. Maddesi ve kısmi sigortaya ilişkin 1468. Maddesi emredici nitelikte olmasına rağmen bunlara aykırı olarak düzenlenen sözleşmelerin tamamı değil, yalnızca ilgili sözleşme şartları geçersizdir.

TTK’nın emredici nitelikte olmayan sigorta değerine ilişkin 1460. Maddesi, eksik sigortaya ilişkin 1462. Maddesi, aşkın sigortayı düzenleyen 1463. Maddelerinde taraflar serbestçe karar verebilecektir. [12]

İngiliz mahkeme kararlarına baktığımızda, 1883 tarihli Castellain v. Preston davasının yargıcı L. J. Brett şöyle demektedir: “Kanaatimce, sigorta hukukunda tatbik edilen bilumum kaideler şu esasa dayanmaktadır, yani bir yangın veya nakliyat sigorta poliçesi esas itibarıyla bir tazmin akdi taşımaktadır. Bu demektir ki bu akit sadece tazminat sağlamak için yapılmıştır ve sigortalı sigortalanan rizikonun meydana getirdiği zarar kadar ve herhalde bu zarardan fazla olmamak kaydıyla tazminata müstehak olacaktır. Bu sigortacılığın temel kaidesidir ve eğer bu kaide ile kabili telif olamayan bir teklif ile karşılaşılırsa, yani sigortalının hakkı olan tazminatı azaltmaya veyahut da sigortalıya hakkı olandan fazla tazminat ödenmesine yol açacak bir prensip vaz edilecek olur ise böyle bir düşüncenin hatalı olduğu bedihidir” (Bkz. Neyzi, s. 33). İsviçre Federal Mahkemesi de 28 Nisan 1937 tarihli bir kararı ile sigortacıdan tazminat alan sigortalının, aynı zararına karşılık, zarar verenden, ikinci bir defa tazminat talep edemeyeceği görüşünü savunarak “zarar sigortalarının hiçbir zaman zarar görenin zenginleşmesine sebebiyet vermemesi gerektiği hususunun sigorta hukukunun temel bir ilkesi” olduğunu kesin bir dille açıklığa kavuşturmuştur (:…c’est un principe fondamental du droit d’assurance que l’assurance contre les dommages ne doit jamais conduire à un enrichissement du lésé. (Jdt. 1937 1 522). (Ville de Zurich c./Unfallversicherungsverband Schweizer Matgermeister) davası. [13]

3.  Zenginleşme Yasağı İlkesine Tabi Olan ve Olmayan Sigorta Türleri

Sigorta türleri gerek doktrinde gerekse uygulamada bir çok farklı tasnife tabi tutulmuş olup rizikonun tehdit ettiği alana göre sigortalar ve sigortacının yaptığı ödeme şekline göre sigortalar tasnifi tasniflemenin temelini oluşturmaktadır.

A-    Rizikonun Tehdit Ettiği Alana Göre Sigorta Türleri

Bu ayrıma göre sigorta türleri şahıs varlığı sigortası ve mal varlığı sigortası olmak üzere 2’ye ayrılmaktadır. Şahıs varlığı sigortalarına can sigortaları da denilmekte olup bu tür sigortalar ekonomik değeri olmayan, para ile ölçülemeyen, değer biçilmesi mümkün olmayan manevi bir menfaati himaye eden sigorta türüdür. Konusu insan hayatı vücut bütünlüğü ve sağlığıdır. Bunlara örnek olarak hayat sigortası, kaza sigortası, hastalık sigortası ve sağlık sigortası örnek gösterilebilir.[14]

Mal varlığı sigortaları ise 6102 sayılı TTK’nın m. 1453 vd. düzenlenmiş olup mal üzerinde menfaati bulunan kişilerin yaptıracakları sigortaları ifade eden genel bir tasniftir. [15]

 

B-    Sigorta Zararının Karşılanış Şekline Göre Sigorta Türleri

Sigorta türleri açısından yapılan bu ayrım ise zararın karşılanış şekline göre yapılan meblağ sigortası zarar sigortası ayrımıdır. Sigortacının ödeyeceği tazminat somut bir zararın karşılığı ise zarar sigortası, rizikonun gerçekleşmesi halinde paraya dair bir değerlendirmede yapılmadan belirli bir bedelin ödenmesine meblağ sigortası denilmektedir. [16]

Sıklıkla zarar sigortaları mal varlığı sigortaları ile meblağ sigortaları ise şahıs varlığı sigortaları ile karıştırılmasına rağmen bu sigorta türlerinin birbirlerinden farkları mevcuttur.

Meblağ sigortalarında sigorta değeri ve zarar dikkate alınmadan sözleşmede belirlenen miktar ödendiğinden ötürü zenginleşme yasağı ilkesi burada kural olarak uygulanamayacaktır.

Zarar sigortası da kendi içerisinde mal sigortası ve mal varlığı sigortası olarak ikiye ayrılır. Tek başına bir maldaki menfaatin sigortalanması durumunda mal sigortasından, sigortalının malvarlığının genel olarak bazı rizikolara karşı korunması durumunda mal varlığı sigortasından bahsedilir.

Zarar sigortaları bakımından bir diğer ayrım ise aktif sigortaları ve pasif sigortalarıdır.  Kişilerin mal varlığının aktifinde meydana gelebilecek rizikolara karşı koruyan sigorta aktif sigortası, mal varlığının pasifinde meydana gelecek bir artışa karşı koruyacak sigortalar ise pasif sigortasını oluşturmaktadır. Aktif sigortalarında zenginleşme yasağını uygulamak mümkün iken pasif sigortalarında zenginleşme yasağını uygulamak pek de mümkün olmamaktadır. KARASU’ya göre pasif sigortalarında eksik ve aşkın sigorta hükümlerini de uygulamak mümkün olmayacaktır.[17] Çünkü bu tür sigortalarda sigortalanan menfaatin değeri tam olarak belirli değildir. Pasif sigortalarında zenginleşme yasağı ilkesi geçerlidir ancak bu ilkenin bazı sonuçları uygulama alanı bulamayacaktır. Bu sigortalar bakımından sigortacının tazminat ödeme borcu sigorta bedeli ile kısıtlı kalmak kaydıyla gerçek zarar miktarıncadır.

III. ZENGİNLEŞME YASAĞI KAPSAMINDA SİGORTA TAZMİNATININ BELİRLENMESİ

Sigortalının ödemekle yükümlü olduğu tazminat zarar sigortaları tasnifinde aktif ve pasif sigortaları ayrımı olarak incelemesi gerekmektedir.

1.      Aktif Sigortalarında Uygulama

Aktif sigortaları kişinin malvarlığının aktifinde meydana gelen değişimdeki değere göre belirlenmekte ve değerin türüne göre eşya sigortası, alacak sigortası, kar kaybı sigortası, diğer hakların sigortası olarak 4 alt türü mevcuttur.[18] Aktif sigortalarında tazminat hesaplanırken dikkate alınan hususlar ise sigorta değeri, sigorta bedeli ve sigorta zararıdır. [19]

A-    Sigorta Değeri Kavramı

Sigorta değeri kavramı TTK’nın 1460. Maddesinde düzenlenmiş olup sigorta konusu malın tam değerini gösteren bir kavramdır. İstisnalar dışında sigorta bedelinin sigorta değerine denk düşmesi gerekmektedir. Sigorta hukukuna hakim olan zenginleşme yasağı ilkesine göre de sigortacının rizikonun gerçekleşmesi durumunda zarara uğrayanın yada sigorta ettirenin gerçek zararını gidermesi gerekmektedir. [20]

Sigorta değeri belirlenirken sigortalanan malın tam ve gerçek değerinin objektif kriterler dikkate alınarak belirlenmesi gerekmektedir.  Yani sigortalanan malın değeri sigorta ettirenin sübjektif değerlendirmesi ile belirlenemeyecektir. Doktrinde ÖLMEZ TTK’nın koruyucu hükümler başlığı altındaki 1486. Maddesinde 1460. Maddesine atıf olmamasından ötürü sigorta bedelinin belirlenmesinde farklı esasların uygulanabileceğini ifade etmektedir. [21] Sanatsal eserlerde olduğu gibi sigorta ettirenin sigorta konusu mala biçtiği değer o alanla ilgilenen kişilerce de benimseniyorsa bu değer sigorta bedeli olarak belirlenebilecektir. [22]

TTK’nın 1460. Maddesinde sigorta değerinin belirlenmesinde hangi andaki değerin esas alınıp alınmayacağı net şekilde belirtilmemiştir. Bilindiği üzere ise uygulamada sigortalanan menfaatin sözleşme yapıldığı sıradaki değeri sözleşmeye yazılır ve imzalanır. Ancak daha sonra sigortalanan malın değeri arttığında hangi andaki değer ödeneceği konusu 6102 sayılı TTK’da kesin olarak belirtilmemiştir. TTK’nın 1461. Maddesinde sigortacının sorumluluğu sigorta bedeli ile sınırlı tutulmuş ve devamında sigorta bedelinin rizikonun gerçekleştiği andaki sigortalının menfaatini aşması durumunda sigortacının uğranılan zarardan fazlasını ödemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Buradan her ne kadar sigorta bedeli sözleşmenin yapıldığı andaki değer olarak belirlense de sigortalanan malın değerinin arttığı durumlarda rizikonun gerçekleştiği andaki değere göre sigorta tazminatı ödemesi yapılacağı sonucu çıkarılabilmektedir.

Sigorta poliçesinin içeriğini düzenleyen TTK’nın 1425. Maddesi de sigorta poliçesinin tarafların haklarını, temerrüde ilişkin hükümler ile genel ve varsa özel şartları içerir, rahat ve kolay okunacak biçimde düzenleneceğini hüküm altına aldığı görülmekte olup buradan poliçede sigorta değerinin düzenlenmesi hususunun zorunlu olmadığı sonucu da çıkarabilmektedir.

Sigorta değerinin zarar sigortalarında uğranılan zararın tespit edilebilmesi ve para ile belirlenmesi mümkün olmasından ötürü belirlenebilirken meblağ sigortalarında kişilerin hayatına parasal bir değer biçilemeyeceğinden ötürü sigorta değerinin belirlenmesi mümkün olmayacaktır. [23]

B-    Sigorta Bedeli Kavramı

Sigorta bedeli kavramı taraflarından iradelerinden bağımsız olarak var olan ve gerçek ve sabit bir büyüklüğü ifade eder. Sigorta değerinden farklı olarak sigortacının tazminat yükümlülüğünün üst sınırını çizmek üzere taraflarca kararlaştırılır. [24] TTK’nın 1461. Maddesinde sigortacının sorumluluğu da sigorta bedeli ile sınırlanmıştır.

Sigorta bedeli kavramı yalnızca zarar sigortalarında değil can sigortalarında da karşımıza çıkabilmektedir. TTK’nın hayat sigortalarına ilişkin 1491. Maddesinde hastalık ve sağlık sigortalarına ilişkin 1514. Maddelerinin başlığı da sigorta değeridir. Ancak can sigortalarındaki sigorta bedeli ile zarar sigortalarındaki sigorta bedeli kavramı aynı hususu karşılamamakta ve meblağ sigortalarında ödenecek tutar her zaman sabit iken zarar sigortalarında sigortacının ödeyeceği tutar her zaman sigorta bedeli ile eşit olmayabilir.

Sigorta bedeli zarar sigortalarında sigorta tazminatından farklı bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Sigorta bedeli sigortacının ödemeyi taahhüt ettiği en yüksek miktar iken sigorta tazminatı rizikonun gerçekleşmesi durumunda sigortalının maruz kaldığı zararı ifade etmektedir.

C-    Sigorta Zararı Kavramı

Sigorta zararı kavramı doktrinde rizikonun gerçekleşmesi ile birlikte ortaya çıkan zarar olarak ifade edilir. [25]

TTK’nın 1461. Maddesinde sigortacının uğranılan zarardan fazla ödenmeyeceğini öngörmesi zenginleşme yasağı ilkesi kapsamında sadece uğranılan zararın ödeneceğini göstermektedir.

2.      Pasif Sigortalarında Uygulama

Pasif sigortaları kişinin malvarlığının pasifinde meydana gelen zararları karşılamaya yönelik sigorta türüdür. Bu sigorta türü de bir zarar sigortası türüdür. Kural olarak pasif sigortalarında sigorta değeri söz konusu olamayacağından sadece sigorta bedeli ve sigorta zararı kavramları ele alınmalıdır.  İstisnai olarak bazı pasif sigortalarda sorumluluğun miktar ve değeri net olarak belirlenebildiğinden sigorta değeri mevcut olabilecektir. [26]

IV. ZENGİNLEŞME YASAĞI İLKESİNİN KANUNİ GÖRÜNÜMLERİ

TTK’nın 1460. Maddesinde tazminat ilkesi olarak ifade edilen zenginleşme yasağı ilkesi ile mal sigortalarında sigorta bedelinin sigorta değerini aşmaması hedeflenmiştir. Ancak bu durumdaki eşitlik 2 farklı şekilde bozulabilecektir. Bunlardan biri eksik sigorta diğeri ise aşkın sigortadır.

  1. Eksik Sigorta

Sigorta bedelinin sigorta menfaatinin/değerinin altında bir tutar olarak kararlaştırılması eksik sigortadır.[27] TTK’nın 1462. Maddesinde eksik sigorta düzenlenmiş olup sigorta edilen menfaatinin bir kısmının zarara uğraması halinde sigortacının aksine sözleşme yoksa sigorta bedelini sigorta değerine olan oranına göre tazminat ödeyeceği hüküm altına alınmıştır.

Eksik sigortanın 2 temel unsuru vardır: Sigorta bedelinin sigorta değerinden düşük olması ve bir veya birden çok sigorta sözleşmesinin varlığı.

            Sigorta sözleşmesinin kurulması sırasında sigorta ettirenin primlerini daha az ödemesi için taraflarca sigorta bedelinin sigorta değerinden az kararlaştırması sonucu eksik sigorta meydana gelmektedir.  Sigorta bedeli ile sigorta değeri arasındaki fark bilinçli yahut bilinçsiz şekilde olabilecektir.

Eksik sigorta bir sigorta sözleşmesi ile ortaya çıkabileceği gibi birden çok sigorta sözleşmesi ile de ortaya çıkabilmektedir. Burada önemli olan husus sigorta sözleşmesindeki yada birden çok sözleşmedeki sigorta bedelinin – birden çok sigorta sözleşmesi varsa hepsinin birlikte) sigorta değerinin altında kalmasıdır. [28]

Eksik sigorta bir çok sebepten ortaya çıkabilir. Sigorta sözleşmesinin kuruluş aşamasında ortaya çıkabileceği gibi sigorta sözleşmesinin süresi içerisinde de eksik sigorta ortaya çıkabilir. Sigorta sözleşmesinin kuruluş aşamasında ortaya çıkması şu durumlarda meydana gelebilecektir: sigorta ile temin edilecek menfaatin yanlış/hatalı değerlendirilmesi/ hesaplanması, sigorta ettirenin yakın zamanda sigorta menfaat değerinin düşeceği beklentisi içinde hareket etmesi, sigorta ettirenin bir kısım sigorta zararına şahsen katlanmak istemesi, sigorta ettirenin tahakkuk edecek sigorta priminden tasarruf ermek istemesi, sigorta ettirenin sigortalı mala olan ilgisini sağlamak/arttırmak maksadıyla sigortacının tam sigorta yapmak istememesi şeklinde ortaya çıkabilir. Son seçenekte çıkacak eksik sigortada sigortacı “sübjektif rizikoyu azaltmış olur. Sübjektif riziko, sigorta ettirenin, ahlaki/mali durumundaki rizikonun gerçekleşmemesindeki ilgi ve duyarlılığındaki olumsuzlukları ifade eder. Sözleşme süresi içerisinde eksik sigortanın ortaya çıkması ise para değerindeki değişimlere bağlı olarak sigortalanan malın değerinin artması, ev eşyası şeklinde ifade edilen mal topluluğu sigortalarında topluluğa yeni mallar katılması, aşkın sigortanın varlığı halinde sigorta bedelinin haddinden fazla indirilmesi durumlarıdır.

Eksik sigorta kural olarak sigorta değerinin belirli olduğu alanlarda uygulama alanı bulacaktır. Bu çerçevede eksik sigorta hükümleri zarar sigortalarında uygulama alanı bulacaktır. Çünkü zarar sigortalarında sigorta ile temin edilen rizikonun gerçek zararın giderilmesi amaçlanmaktadır.

Zarar sigortalarından hukuki sorumluluk sigortasına bakıldığında ise hukuki sorumluluk sigortalarının bir pasif sigortası olması itibariyle burada eksik sigorta yahut aşkın sigorta söz konusu olamayacaktır. Bu sebeple TTK m. 1462’de gösterilen nispet/oran kuralı da uygulama alanı bulmayacaktır.

Meblağ sigortalarında da kural olarak eksik sigorta oluşamayacaktır. Bunun sebebi ise bu tür sigortalarda sigorta menfaati söz konusu değildir.

TTK’nın 1448. Maddesi sigorta ettirenin yaptığı makul giderleri – bunlar faydasız kalmış olsa dahi- sigorta tazminatından veya bedelinden ayrı olarak tahsil edeceğini hüküm altına almış olup aynı maddenin 3. Fıkrasında ise bu durumun eksik sigorta halinde de uygulanacağı açıkça hüküm altına alınmıştır. [29]

TTK’nın 1462. Maddesinde yer alan “aksine sözleşme yoksa” ifadesinden eksik sigortadaki nispet/oran kuralının emredici hüküm olmadığı ortaya çıkmaktadır. Bu kuralın uygulanmadığı sigortalara örnek olarak ilk riziko sigortası örnek gösterilebilir. İlk riziko sigortasında sigortacının, sigorta bedeli içinde kalmak kaydıyla, sigorta zararını nispet/oran kuralını uygulamaksızın ödemesinin kararlaştırılması söz konusudur. İlk riziko/tehlike sigortası sigorta sözleşmesi kurulurken kararlaştırılması gerekmektedir. [30]

Doktrinde ilk riziko sigortasının zenginleşme yasağına istisna teşkil etmediğini ifade eden görüşler mevcuttur. Ancak doktrinde ÖLMEZ’e göre ilk riziko sigortası ile eksik sigorta şeklinde düzenlenen ve prim ödemeleri bu şekilde belirlenen sigortada, sigorta ettirene zararının tamamının karşılanması imkânı verilir. Bu nedenle söz konusu sigortanın; sigorta ettirenin, eksik sigorta ile aynı prim miktarını ödeyerek daha fazla tazminat elde edilmesi halinde zenginleşme yasağı ilkesine bir istisna teşkil ettiğini söylemek mümkündür.[31]

  1. Aşkın Sigorta

Sigorta bedeli sigorta değerinden fazla ise aşkın sigortadan söz edilmektedir. [32] Aşkın sigorta TTK’nın 1463. Maddesinde düzenlenmiştir. Sigorta bedelinin sigorta değerinden fazla olması durumu tıpkı eksik sigortada olduğu gibi sigorta sözleşmesinin yapıldığı sırada olabileceği gibi sigorta sözleşmesinin devamı süresince sözleşmenin taraflarının iradesi dışında da gerçekleşebilir.

Sigorta sözleşmesinin devamı sırasında aşkın sigortanın gündeme gelmesi değişen piyasa ve ekonomi koşullarıyla olabileceği gibi TTK’da m. 1453’te düzenlenen mal sigortası şeklinde yapılan grup sigortalarında topluluğundan mal çıkması durumunda sigorta değerinde bir azalma meydana gelecek ve sigorta bedeli sigorta değerinden fazla olacaktır.

TTK’nın 1428. Maddesinde ise sorumluluk sigortası dışındaki sigortalarda aksine sözleşme bulunmuyorsa sigorta süresi içerisinde yapılan kısmi tazminat ödemelerinin sigorta bedelinden düşüleceği hüküm altına alınmıştır. Görüldüğü üzere kanun koyucu 1428. Maddede sorumluluk sigortalarında yapılan kısmi ödemelerin kural olarak sigorta bedelinden düşülmeyeceğini ifade etmiştir. Sorumluluk sigortaları için ve diğer sigorta türlerinde aksi kararlaştırılırsa yapılan kısmi ödemelerin uğranılan zararlar için harcanmaması durumunda aşkın sigorta ortaya çıkacaktır. Bu durum zenginleşme yasağı ilkesine ters düşmektedir.

TTK’nın aşkın sigortayı düzenleyen 1463. Maddesine göre sigorta bedelinin sigorta değerini aşan kısmı geçersizdir. [33] Maddenin devamında ise sigorta primlerinin sigorta bedeline oranlı olarak indirileceğini ve sigortacının tahsil ettiği fazla primi iade edeceğini düzenlenmiştir. Aynı maddenin 2. Fıkrasında ise sigorta ettirenin kazanç sağlamak amaçlı aşkın sigortayı bilerek yaptırması durumunda aşkın sigortanın sözleşmesinin geçersiz olduğu ve sigortacının bunu bilmemesi durumunda sigorta döneminin sonuna kadar primlere hak kazanacağını hüküm altına almıştır.

  1. Aşkın Sigortanın Birden Çok Sigorta Sözleşmesi İle Ortaya Çıkması/Birden Çok Sigorta

TTK’nın 1465. Maddesinde aynı menfaatin, aynı rizikoya karşı, aynı süre için, birden çok sigortacıya aynı veya farklı tarihlerde sigorta ettirilmesi halinde sigorta ettirene sigorta bedelinden daha fazla ödenmeyeceği hüküm altına alınmıştır. Kanun koyucu bu düzenleme ile zenginleşme yasağı ilkesi çerçevesinde sigortacının uğranılan zarardan fazla tazminat ödemesini engellemektedir. Aynı maddenin 2. Fıkrasında ise sigorta ettirene riziko gerçekleştiğinde tüm sigortacılara hem rizikonun gerçekleştiğini hem de diğer sigortacıları bildirim yükümlülüğü yüklemiştir. Sigortalı bu hükme aykırı davranırsa TTK’nın 1446. Maddesi hükümleri uygulama alanı bulacaktır.

  • Müşterek Sigorta

Müşterek sigorta TTK’nın 1466. Maddesinde düzenlenmiş olup bu maddeye göre bir menfaat birden çok sigortacı tarafından aynı zamanda, aynı süreler için ve aynı rizikolara karşı sigorta edilmişse yapılan birden çok sigorta sözleşmesinin hepsi ancak sigorta olunan menfaatin değerine kadar geçerli sayılır.[34]

Müşterek sigortanın söz konusu olabilmesi için öncelikle birden fazla sigortacı ile birden fazla sigorta sözleşmesi yapılmalıdır.

Müşterek sigortanın söz konusu olabilmesi için bir diğer şart da sigortaya konu edilen menfaatin aynı olması şartıdır. Bir kişinin aynı mala ilişkin birden fazla menfaati olduğu durumlarda müşterek sigorta oluşmayacaktır. Ayrıca aynı mala ilişkin birden fazla kişinin menfaatinin olması durumunda da müşterek sigorta söz konusu olmayacaktır. Burada başkası lehine sigortanın olduğu durumda bir değerlendirme yapmak gerekmektedir. Doktrinde örnek olarak bir kişinin eşinin kendisine ait otomobili sigorta ettirdiğini bilmeksizin aynı gün aynı otomobili aynı rizikolara karşı sigorta ettiren kimsenin durumu örnek verilmektedir. [35] Bu örnekte her 2 sigortada otomobil sahibi eşin menfaatini sigorta altına almakta olup müşterek menfaatlerin sigortasından bahsedilemeyecektir. Sigortadan faydalanacak kişinin aynı olmasından dolayı da araç sahibi eş bakımından zenginleşme meydana gelecektir.

Müşterek sigortadan bahsedilebilmesi için diğer şart birden fazla sigorta sözleşmesinin aynı zamanda ve aynı süreler için yapılmasıdır. En nihayetinde müşterek sigortanın şartı menfaatlerin aynı rizikolara karşı sigortalanması gerekmektedir.

TTK m. 1466/1’de müşterek sigorta bulunması durumunda sigorta sözleşmelerinin hepsinin sigortalanan menfaatin değerine kadar geçerli saymış ve sigortacıların her birini sigorta bedellerinin toplamına göre sigorta bedeli oranında sorumlu tutmuştur. [36]

TTK m. 1466/2’de sigorta sözleşmeleri ile sigortacıların müteselsil sorumlu olduğunun kararlaştırabileceği düzenlenmiştir. Bu durumda dahi sigortalı zenginleşme yasağı çerçevesinde uğradığı zarardan fazla tazminat istemeyecektir. Bu fıkrada ayrıca müşterek sigorta durumunda sigortacıların her biri sözleşmesine göre ödemekle yükümlü olduğu bedele kadar sorumlu olduğu düzenlenmiştir. Sigortalının talebi üzerine ödeme yapan sigortacı sigorta bedelinin toplam sigorta bedeline oranına göre diğer sigortacılara rücu hakkına sahiptir.

  • Çifte Sigorta

TTK m. 1467’de çifte sigorta durumu düzenlenmiş olup buna göre çifte sigorta tam bedelle sigortalanan bir menfaatin sonradan aynı veya farklı kişilerce aynı rizikolara karşı sigortalanmasıdır. [37]

Çifte sigortanın söz konusu olabilmesi için öncelikle menfaatin tam değerinin sigortalanması gerekmektedir. Buna göre birden fazla sigortacı ile yapılan sigorta sözleşmelerinin tam bedelle yapılması yani sigorta bedeli ile sigorta değerinin eşit olması gerekmektedir. Tam bedelle yapılan ilk sigorta sözleşmesinden sonraki diğer sigorta sözleşmesinin tam bedelle yapılıp yapılmamasının bir önemi bulunmamaktadır.

Çifte sigortayı müşterek sigortadan ayıran diğer şartı ise TTK m. 1467’de geçen “sonradan” ifadesinden anlaşılacağı üzere birden fazla sözleşmenin farklı günlerde yapılmasıdır.

Müşterek sigorta için yukarıda bahsedilen aynı menfaatin aynı sürede aynı rizikolara karşı sigorta ettirilmesi şartı burada da geçerlidir.

TTK m. 1467’de kural olarak çifte sigortanın geçersiz olduğu öngörülmüş olup maddede 3 bent halinde geçerli hale gelebilme durumları sıralanmıştır. Bu bakımdan bu geçersizlik yaptırımı askıda geçersizlik olarak kabul edilebilecektir.

TTK m. 1467/2’de sonraki sözleşmenin nasıl geçerli hale gelebileceği düzenlenmiş olup bu durumların ilki sonraki yada önceki sigortacının onay vermesi durumu sayılmıştır. Sonraki yada önceki sigortacının biri onay verdiği takdirde sigorta sözleşmeleri aynı anda yapılmış sayılacak ve riziko bedelleri 1446. Maddedeki müşterek sigorta hükümlerine göre ödenecektir. Bu durumlardan ikincisi ise sigorta ettiren önceki sigortadan doğan haklarını ikinci sigortacıya devir veya o haklardan feragat ederek sözleşmeyi geçerli hale getirebilir. Ancak devir veya feragatin ikinci sözleşmeye yazılması zorunludur. Devir veya feragat ikinci sözleşmeye yazılmazsa ikinci sözleşme geçersiz olacaktır. Kanunda sayılı üçüncü hal ise sonraki sigortacının önceki sigortacının ödemediği tazminattan sorumlu kılınmayacağının düzenlenmesi durumudur. Yine ikinci halde olduğu gibi bu halde de bu durumun ikinci sigorta sözleşmesine yazılması gerekmektedir. İkinci sigorta sözleşmesine sonraki sigortacının önceki sigortacının ödemediği tazminattan sorumlu olmayacağı yazılmazsa eğer ikinci sigorta sözleşmesi geçersiz sayılacaktır.

  • Kısmi Sigorta

Kısmi sigorta TTK m. 1468’de düzenlenmiştir. Buna göre kısmi sigorta sigorta edilen menfaatin bir kısmı önceki sigorta ile geri kalan kısmı ise bir veya birkaç sözleşmeyle sigorta ettirilmesidir.

Kısmi sigortadan söz edilebilmesi için ilk şart çifte sigorta gibi sigorta  sözleşmelerinin farklı günlerde yapılmasıdır. Zaten maddenin lafzından da önceki sözleşme ve sonraki sözleşme gibi ibareler kullanmasından sigortaların farklı zamanlarda yapıldığını çıkarmaktayız.

Kanun lafzından da açıkça anlaşılacağı üzere kısmi sigortanın bir diğer şartı ilk sigorta sözleşmesinin eksik sigorta sözleşmesi olarak düzenlenmesidir.

TTK m. 1468’e göre sigortacıların sorumluluğu sigortaların yapılış tarihine göre belirlenmektedir.

V. ZENGİNLEŞME YASAĞI İLKESİNİN İSTİSNALARI

Zenginleşme yasağı genellikle zarar sigortalarında çok katı uygulanmakta ve kişilerin uğradığı zarardan fazla tazminat ödenip zenginleşmemesi amaçlanmaktadır. Bu durum her ne kadar sorumluluk sigortalarında bu kadar katı uygulansa da bu ilkenin esnek olduğu alanlar da mevcuttur.

Sigortalanan menfaatin para olarak belirlenmesi ödenecek tazminatın ve sigorta bedelinin belirlenmesi için gereklidir. Bazı durumlarda sigortalanan menfaatin somut bir değeri piyasada bulunmamaktadır. Subjektif değerlemeler yapmak gerekmektedir.

  • Zenginleşme Yasağının Katı Olarak Uygulanamadığı Sigorta Türleri

A-    Takseli Sigorta

Takse kelime anlamı olarak değer manasına gelmekte olup sigorta hukuku bakımından ise sigorta sözleşmesinin yapıldığı sırada taraflarca belirlenen değerdir. Bu değer karşılığında sigortacı ödemekle yükümlü olduğu tazminatı belirler. Yani takse, sigorta sözleşmesinin taraflarının sigorta değerine esas olmak üzere anlaşarak tespit ettikleri meblağdır.[38] Takseli poliçenin amacı taraflar arasında ortaya çıkan ispat sorunlarını önceden gidermek ve bu suretle, rizikonun gerçekleşmesi halinde zararın hızlı ve sorunsuz bir şekilde tesviye edilmesini sağlamaktır.

Takseli sigorta TTK m. 1464’de düzenlenmiştir. Buna göre taraflar sigorta değerini belirli bir para olarak belirlemişlerse bu para taraflar arasında sigorta değeri için esas olacaktır.

Takseli sigortada sigorta değerinin sözleşmenin yapılması sırasında taraflarca serbest olarak kararlaştırılmasından ve tazminatın ödenmesinde bu değerin esas alınmasından ötürü zaman içerisinde değer kaybeden mallarda zenginleşme yasağı ilkesinin istisnası oluşacaktır. [39] Zaman içerisinde değer kazanan mallarda ise menfaatin gerçek değeri taksenin üzerinde kalacağından burada zenginleşme yasağından söz edilemeyecektir. [40]

 

B-    Kazanç Sigortası

Kazanç sigortalarında bir kazancın gerçekleşmesi durumu sigorta konusu yapılmaktadır.[41] Kazanç sigortaları TTK m. 1453/2’de düzenlenmiştir. Bu maddeye göre aksine sözleşme yoksa rizikonun gerçekleşmesi sonucu oluşan kazanç kaybı sigorta kapsamında değildir. Maddeden anlaşılacağı üzere taraflar sözleşmede kazanç kayıplarını sigortalayabilmektedir.

Kazanç sigortalarında kişilerin içinde bulunduğu piyasa şartları, ekonomik koşulların sürekli değişmesi ve söz konusu kazancın elde edilmesine ilişkin unsurların çoğu zaman kişinin elinde olmamasından ötürü sigorta tazminatının belirlenmesi güçleşmekte ve tahmini bir bedel kararlaştırılmaktadır.            Sigorta himayesine konu menfaatin değeri tam ve kesin olarak belirlenemediğinden riziko gerçekleştiğinde sözleşmede belirtilen sigorta bedeli sigortalıya ödenmektedir. Bu sebeple kazanç sigortası meblağ sigortası şeklinde uygulanan bir zarar sigortası olarak belirtilmektedir.

Rizikonun gerçekleşmesi durumunda gerçekleşen kazanç kaybı sözleşmede belirtilen bedelden az yada fazla olabilir. Gerçekleşen kazanç kaybı sigorta tazminatından fazla ise bir aykırılık teşkil edilmemekte ancak gerçekleşen kazanç kaybı sigorta tazminatından daha az ise bu durumda sigorta tazminatı tam olarak ödeneceğinden zenginleşme yasağı ilkesinin kanuni istisnası söz konusudur.

C-    Yeni Değer Sigortası

TTK m. 1461’de sigortacının sorumluluğunun sigorta bedeli ile sınırlı olduğu belirtilmiş hemen ardından 2. Fıkrada ise aynen tazmini öngören yeni değer sigortalarında bu hükmün uygulanmayacağı hüküm altına alınmıştır.[42] Sigortalanan menfaatte zamanla eskime, yıpranma ve aşınma gibi doğal durumlar meydana gelmekte ve bu durumlar kural olarak sigorta kapsamında değerlendirilmemektedir. Ancak bu durum çoğu zaman sigortalıların ihtiyaçlarına cevap vermemeye başlamıştır. Yeni değer sigorta sözleşmesi rizikonun gerçekleşmesinden sonra sigortalanan menfaatin yeni  değerinin esas alındığı sözleşmedir. Burada amaç rizikonun gerçekleşmesi halinde mala aynen sahip olabilmektir.  [43] Sigorta sözleşmesinde rizikonun gerçekleşmesi durumunda malın aynen tazmin edilebileceği gibi malın yeni değerinin nakden ödenmesi de kararlaştırabilir.

Doktrinde bir takım görüş tarafından yeni değer sigortası zenginleşme yasağının istisnası olarak sayılmasına rağmen aslen yeni değer sigortası zenginleşme yasağına aykırılık teşkil etmemektedir. Yeni değer sigortası ile sigortanın yapılış amacı gereği sigortalının haksız bir zenginleşmesi söz konusu olmayacaktır.

 

 

KAYNAKÇA

 

ANTALYA, O. G. (2019), Borçlar Hukuku Genel Hükümler C. V/1,2, Ankara: Seçkin Yayınları

ARAL ELDELEKLİOĞLU, İ. (2021), Şematik Sigorta Hukuku (1. Baskı), Ankara: Seçkin Yayınları

BUDAK, M. A. (2021), Sebepsiz Zenginleşmede İade Borcu, Ankara: Seçkin Yayıncılık

BUSSY, A., GÜRSOY, K. T. (2017), İsviçre Hukukunda Sebepsiz Zenginleşmenin (Haksız İktisap) Umumi Şartları Üzerinde Bir İnceleme, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 3, S.2, s. 604.

DEMİR, R. (2017), Aşkın Sigorta, İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 16, S. 2.

ERİŞ, G. (2020), Türk Ticaret Kanunu Hükümlerine Göre Sigorta Hukuk (1. Baskı), Ankara: Seçkin Yayınları

GÜNAY, M.B. (2021), Sigorta Hukuku (3. Baskı), Ankara: Seçkin Yayıncılık

KARASU, R. (2015), 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun Sorumluluk Sigortalarına İlişkin Hükümlerinin Değerlendirilmesi, İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.6, S.4.

KAYAR, İ. (2019), 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununa Göre Borçlar Hukuku, Ankara: Seçkin Yayınları

KAYIHAN, Ş. (2021), Ticaret Hukuku (1. Baskı), Ankara: Seçkin Yayıncılık

KESKİN, F.T. (2017), Uygulamada Sigorta Hukuku (1. Baskı), Ankara: Adalet Yayınevi

OMAĞ, M.K. (2019), Sigorta Hukukunda Zenginleşme Yasağı, Özel Sigorta Hukukuna Ait İlke ve Kurumlar (1975-2016) Makaleler ve Tebliğler.

OMAĞ, M.K. (2019), Eksik Sigorta ,Özel Sigorta Hukukuna Ait İlke ve Kurumlar (1975-2016) Makaleler ve Tebliğler.

ÖLMEZ KÖROĞLU, B. (2020), Sigorta Hukukunda Zenginleşme Yasağı, Doktora Tezi, Çankaya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü

ÖZDAMAR, M., DOĞAN, B. (2020), Sigorta Hukuku (1. Baskı), Ankara: Seçkin Yayıncılık

ŞAMLI YETİŞ, K. (2005), Birden Çok Sigorta, İÜHFD, C. 63, S. 1-2.

ŞENOCAK, K. ( 2022, 21 Mayıs), DEMİR, İ., Deniz Ticareti Sigorta Hukuku Sigorta Türleri- Sigortaların Tasnifi, acikders.ankara.edu.tr adresinden alındı.

ŞENOCAK, K. (2000) , Menfaat Değeri Altında Sigorta “UNTERVERSICHERUNG”, GÜHFD, C.4 S.2.

ŞENOCAK, K. (2009), Takseli Sigorta, Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi, C. 25., S. 2.

YILDIRIM, F. (2019), Sigorta Hukukunda Zenginleşme Yasağı Tanımının Oluşumunda Önemli Unsurlar, İÜHFD, C. 10, S. 2.

YILDIRIM, F. (2012), Avusturya Sigorta Hukukunda Aşkın Sigorta, İstanbul Barosu Dergisi, C.86, S. 2012/2.

 

[1] https://sozluk.gov.tr/ , E.T:19.05.2022

[2] BUDAK, M. A., Sebepsiz Zenginleşmede İade Borcu, Ankara, 2021, s. 60.

[3] KAYAR, İ., 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununa Göre Borçlar Hukuku, Ankara, 2019, s. 128.

[4] BUSSY, A., GÜRSOY, K. T., İsviçre Hukukunda Sebepsiz Zenginleşmenin (Haksız İktisap) Umumi Şartları Üzerinde Bir İnceleme, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 3, S.2, 1946, s. 604.

[5] ÖLMEZ KÖROĞLU, B., Sigorta Hukukunda Zenginleşme Yasağı, Doktora Tezi, Çankaya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Ana Bilim Dalı, 2020, s. 15.

[6] ANTALYA, O. G., Borçlar Hukuku Genel Hükümler C. V/1,2, Ankara, 2019, s. 681.

[7] Y. 11. H.D., 17.11.2017, E. 2017/15110, K. 6303 : ERİŞ, G., Türk Ticaret Kanunu Hükümlerine Göre Sigorta Hukuku, Ankara, 2020, s.945.

[8] OMAĞ, M.K., Özel Sigorta Hukukuna Ait İlke ve Kurumlar (1975-2016) Makaleler ve Tebliğler, Sigorta Hukukunda Zenginleşme Yasağı, 2019, s. 291.

[9] ÖLMEZ KÖROĞLU, Sigorta Hukukunda Zenginleşme Yasağı, s. 36.

[10] KESKİN, F.T., Uygulamada Sigorta Hukuku, 2017, s. 448.

[11] OMAĞ, Sigorta Hukukunda Zenginleşme Yasağı, s. 291.

[12]ÖLMEZ KÖROĞLU, Sigorta Hukukunda Zenginleşme Yasağı, s. 40.

[13]Naklen: OMAĞ, Sigorta Hukukunda Zenginleşme Yasağı, s. 291.

[14] ARAL ELDELEKLİOĞLU, İ. Şematik Sigorta Hukuku, Ankara, 2021, s.25.

[15] ÖZDAMAR, M., DOĞAN, B., Sigorta Hukuku, Ankara, 2020, s. 83-84.

[16] ÖLMEZ KÖROĞLU, Sigorta Hukukunda Zenginleşme Yasağı, s. 45.

[17] KARASU, R., 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun Sorumluluk Sigortalarına İlişkin Hükümlerinin Değerlendirilmesi, İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi C.6 S.4, 2015, s. 685.

[18] ŞENOCAK, K., DEMİR, İ., Deniz Ticareti Sigorta Hukuku Sigorta Türleri- Sigortaların Tasnifi, acikders.ankara.edu.tr, E.T:21.05.2022

[19] YILDIRIM, F, Sigorta Hukukunda Zenginleşme Yasağı Tanımının Oluşumunda Önemli Unsurlar, İÜHFD, C. 10, S. 2, 2019, s. 504.

[20]KESKİN, F.T., Uygulamada Sigorta Hukuku, Ankara, 2017, s.448.

[21] ÖLMEZ KÖROĞLU, Sigorta Hukukunda Zenginleşme Yasağı, s. 53.

[22] ŞENOCAK, K., Menfaat Değeri Altında Sigorta “UNTERVERSICHERUNG”, GÜHFD C.4 S.2, Ankara, 2000.

[23] ÖLMEZ KÖROĞLU, Sigorta Hukukunda Zenginleşme Yasağı, s. 54.

[24] ŞENOCAK, Menfaat Değeri Altında Sigorta, s. 60.

[25] GÜNAY, M.B., Sigorta Hukuku, Ankara, 2021, s. 90.

[26] ÖLMEZ KÖROĞLU, Sigorta Hukukunda Zenginleşme Yasağı, s. 58.

[27] KAYIHAN, Ş., Ticaret Hukuku, Ankara, 2021, s.244.

[28] OMAĞ, M.K., Özel Sigorta Hukukuna Ait İlke ve Kurumlar (1975-2016) Makaleler ve Tebliğler, Eksik Sigorta, 2019, s. 363.

[29] ÖLMEZ KÖROĞLU, Sigorta Hukukunda Zenginleşme Yasağı, s. 64.

[30] OMAĞ, M.K., Eksik Sigorta, s. 362-363. ; ÖLMEZ KÖROĞLU, Sigorta Hukukunda Zenginleşme Yasağı, s. 65.

[31] Naklen : ÖLMEZ KÖROĞLU, Sigorta Hukukunda Zenginleşme Yasağı, s. 66.

[32] YILDIRIM, F., Avusturya Sigorta Hukukunda Aşkın Sigorta, İstanbul Barosu Dergisi, C.86, S. 2012/2, s. 235 ;ŞENOCAK, Menfaat Değeri Altında Sigorta, s. 72.

[33] DEMİR, R., Aşkın Sigorta, İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2017, C. 16, S. 2, s.470.

[34] ŞAMLI YETİŞ, K., Birden Çok Sigorta, İÜHFD, C. 63, S. 1-2, 2005, s. 13.

[35] ÖLMEZ KÖROĞLU, Sigorta Hukukunda Zenginleşme Yasağı, s. 80.

[36] ÜNAN, S., YAZICIOĞLU, E., Sigorta Hukuku Sempozyumları, Zarar Sigortalarında Sigortacının Ödeme Yükümlülüğü ve Sınırları, 2018, s. 64.

[37] ÜNAN, YAZICIOĞLU, Zarar Sigortalarında Sigortacının Ödeme Yükümlülüğü ve Sınırları, s. 65.

[38] ŞENOCAK, K., Takseli Sigorta, Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi, C. 25., S. 2, 2009, s. 180.

[39] ÖLMEZ KÖROĞLU, Sigorta Hukukunda Zenginleşme Yasağı, s. 98.

[40] Benzer şekilde ŞENOCAK, Takseli Sigorta, s. 181. Sigorta sözleşmesi de sözleşme serbestisi ilkesine tabi olduğundan, tarafların bu şekilde sigorta değerini tespit etmelerine bir engel yoktur. Ancak, tarafların bu yöndeki anlaşmasının, sigorta hukukunun temel prensibi olan zenginleşme yasağına aykırı olamayacağını da unutmamak gerekir. Sigorta değerinin takselenmesi, sigorta ettirenin önemli ölçüde zenginleşmesine neden olmamalıdır. Gerçekten de, takse ile güdülen amaç, normal ölçülerden fazla bir şekilde aşkın sigortaya sebebiyet verilmesi halinde takseli değer anlaşmasında tespit edilen değeri esas almak olmamalıdır. Bir başka anlatımla, takseli değer, gerçek sigorta değerini fahiş bir surette aşacak şekilde tespit edilmesi halinde de takseli değerin dikkate alınması suretiyle zenginleşme yasağının dolanılmasının aracı olamaz.

[41] ŞENOCAK, K., Takseli Sigortas. 185.

[42] ÜNAN, YAZICIOĞLU, Zarar Sigortalarında Sigortacının Ödeme Yükümlülüğü ve Sınırları, s. 62.

[43] ÖLMEZ KÖROĞLU, Sigorta Hukukunda Zenginleşme Yasağı, s. 103.